Talha Aydın

Talha Aydın
@Talhaydin
Bin nedametle nihayet anladık ki belki dünyada herşeyi bulmak kolay, kendini bulmak zormuş.
İnşaat Mühendisi
Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği
Ankara/Sakarya
Çankırı, 18 Aralık 1999
21 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Okullarımız ve milli eğitim sistemlerimiz, 2. Dünya Harbi'nden bu yana bol para ile tetkik seyahatine gönderilenlerin gelişigüzel, bir takım şehirlerde görüp öğrendikleri Amerikan pragmatik terbiyesine feda edilmiş bulunuyor. Yakın aylarda tatbik edilip az zamanda terkedilen öğrencilere 100 üzerinden not verme modasına kadar bütün eğitim metotlarımız, körükörüne yapılan Amerikan taklitçiliğinin eseri olmaktadır. Şimdi de psikoloji ve felsefe kitaplarında uygulanan Amerikan sathiliği, Batının üçyüz yıllık kültürü ile beraber Türk kültür ve zihniyetini bütünü ile silip yok etme yolunda yürümektedir. Öğretim programlarında da klasik kültür esası, aynı pragmatizme yani hakikati pratik menfaatlerin kucağında arayan Amerikan zihniyetine kurban edilmiştir. Yabancı okul, yabancı dilde öğretim ve fen lisesi modası Türk milliyetçiliğinin ve milletimizin dehasının ayaklar altına alındığının apaçık belirtileridir. Büyük şehirlerimiz şimdiden bir Amerikan hayat pazarıdır. Musikimiz ve danslarımız, düğünlerimiz ve kadın kıyafetlerimiz, filmlerimiz ve Başkent'teki kiralık ilanlarımıza kadar hemen herşeyimiz Amerika'nın kutsallaştırılan varlığına feda edilmiş bulunuyor. Amerika'dan gelebilen bütün fenalıkları kapış kapış yağma etmekte müesseselerimiz sanki yarış halindedirler. Son devrin bütün ahlak düşüklüklerini oradan aldık. Bütün fenalıklarım kaynağı olan bu ülke tekniğin kabesidir ve tekniği kutsallaştıran hırslarımız, ahlaki varlığımızın katili olmuştur. Kırk yıldan bu yana bizde hırs arttıkça hakimiyet azaldı. Bu toprak belki yakında Rockefeller ve birçok Johnson'lar yetiştirecektir. Lakin artık bir Namık Kemal bir Hüseyin Avni yetiştiremeyecektir.
Sayfa 249·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Serbest ticaret ve serbest yarışma yeniden "insanı insanın kurdu" yaptı. XX. asrın kurtları pek müthiştir. Yoksul rakibine sanki bir devlet sermayesi ile karşı çıkan tüccar, çalışan insanlığın hakkı olan lokmanın karşısında ne için Neron kadar kuvvetli olmasın! Asrımızda hak ve hayat sahasının Neronları pek çoğalmıştır. Onların hürriyeti dünyalar kadar sonsuzdur. Ama bu hürriyet her yerde ezilen hak sahiplerinin esareti ile beraber gitmektedir. Serbest çalışmada üretimin arttığını övmekle bitiremeyen dalkavuklar, bu üretimin efendilerinin geniş çapta bütün iştihalarını karşılayan hür ve hudutsuz tüketimler uğrunda yapıldığını gizliyorlar. Kumarda ortaya konan kıymet gibi sahneye binlerce ihtiras konusu atılıyor. "Çalışın da siz de benim gibi kazanın" diyen büyük sermayeci serpilen bu yemden faydalanıyor. Piyango bana çıkacak diye ömrülerini ırgat halinde geçiren zavallı insanlığın bu acıklı hali karşısında, kendilerine patron denen kazanç şampiyonları "kör mü gözü aldanmasaydı, parsayı bir kişi toplayacakken herkesi kendi hesabına çalıştırmak benim zekamın eseridir. Onu toplamak da zekamın hakkı değil mi?" diyerek kendi muvaffakiyeti ile övünen ahlaksızlığın müdafasını yapıyor. Serbest yarışma faciası, asrımızın yahudi krallarından başka bir şey olamayan tröst sahiplerini meydana çıkarırken, yanı başında gördüğü ve görmediği tiranların pençesinde bir daha kurtulacağından ümitsiz bir insanlığı yaratmış bulunuyor. Asrımızın firavun piramitleri bankalardır. İnsanlığın emeği sultanların hesabına onlarda yatıyor.
Sayfa 222·Kitabı okudu
İktisat endişesinin, ahlak davasını bazen unuttururcasına gölgelediği bedbaht bir devirdeyiz. Bu halin sebebi, sadece hayatın mücadele sahnesinde, makinenin yanında ferdin çok küçülmüş olması değil, aynı zamanda ferdi istek ve iştihaların da pek ziyade artmış bulunmasıdır. Asrımızın insanı, kendi iştihalarının yorgunudur. İnsanlık, öyle bir istikbalin kucağına doğru ilerliyor ki, tatminlerine gönül kaptırdığı hazlarla iştihalar, şimdiden onu kahredici bir kuvvet kazanmaktadır. Pek yakın gelecekte insanlık, bu hale tahammül edemeyecektir. Yeryüzü bir mahşer olacaktır, sefaletlerin mahşeri. Hemen tatmin edilemeyen her istek, ruhta bir gizli yara açar. Yüzlerce istek ona saldırınca yüzlerce yara ile delik deşik edilen insan ruhunun haline yakışan tek kelime sefalettir. İnsan, isteyecek, saldıracak, çarpışacak ve bu kavgada ya başkalarını ezecek veya ezilecektir. Yeryüzünde kurbansız zafer yoktur. Bir mücadelenin muzaffer insanı da başka bir kavgada bir başka insan tarafından ezilecektir.
Sayfa 207·Kitabı okudu
Sosyalizme düşmanlığın bir sebebi de, memleketimizde söz sahipleriyle sözde düşünürlerin çoğu kere sefalet çekenlerden uzak yaşamalarıdır. Söz sahipleri, yüksek mevkilerin yüksek maaşlılarıdır. Bunlar aşağı tabakaların yani sefalet çekenlerin yanında yaşamayanlardır. Karşılaştırmalarını ve hesaplarını hep kendi hayat seviyelerine ait ölçülerle ölçerler. Düşünürlerimiz arasında Yunus'un ruhuyla birleşmiş bir Rousseau bulunsaydı İslam sosyalizminin en güzel meyvasını vermesi çoktan beklenirdi. Bizde düşünür zümrenin çoğu bu milletle ve onun tarihiyle alakası olmayan menfaatçi kişilerdir.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Çocuğun ve gençlerin yetiştirilmesine geniş ölçüde aileden alınarak devlete devredilen disiplin ve terbiye görevini devlet maalesef hakkiyle yerine getiremedi, çocuk sokakta, genç ortada kaldı. Şöyle ki; "Türk genciyim," diyor. Batının bütün düşkünlüklerine meftun. "Alparslan'ın torunuyum" diyor, düşmana düşmanınki kadar perişan kinle karşı koyuyor. Yunusların varisi olduğunu söylüyor, hakka hizmet sevdasiyle benliğinden geçerek iddiasız itaata gönül vermesini bilmiyor. Ameleyi grevden olduğu gibi gençleri de miting heyecanlarından kurtarıp da kinsiz ve iddiasız vatan hizmetlerine başlattığımız gün, gençlerin kurtarılışı da başlamış olacaktır.
Sayfa 138·Kitabı okudu