Bir müzikte kendimi kaybedebilirim.sokaklarda ritim tutarak dans edebilirim.Herkesin yüzünde bir hikaye görebilirim.Bir kalbe şifa olabilirim. Bir aşık olabilirim. Birçok şey olabilirim.Cı ci eklerinden uzak kıblesi kalbi olan bir deliyim.
Hâlbuki kötü duyguların elinde bir oyuncak olma zilletinden kurtulmanın çarelerine ve gerekliliğine ikna olduğumuz bir ahlâkî haslet ve bir aklî melekeyi edinmenin ve kuvvetlendirmenin yollarını öğrenmeye muhtacız.
Nitekim mutlu bir yaşama kavuşmak hiç
kolay değildir, insan bir kere yoldan sapmışsa, ona kavuşmaya ne kadar istekli olursa, ondan o kadar uzak kalır. Zira
aksi yöne gittiğinden, gidiş hızı aradaki mesafenin daha da
açılmasına neden olur.
Kişi aşkın etkisi altındayken bütün dikkatini ve ilgisini sevdiğine odaklar ve bu durum çoğu zaman etrafındaki herkese ver her şeye zarar verir. İspanyol filozof Ortega Y.Gasset bu durumu ''normal bir insanda ortaya çıkan,anormal bir ilgi hâli '' diye tanımlar.
Kişi aşıkken apaçık gerçeği umursamayarak sevdiğinin olumlu özelliklerinin üzerine titrer. Olumsuz özellikleri de estetize ederek olumlu gibi algılamayı seçer.Buna göre patavatsız biri açık sözlü özgüvensiz biri hassas ve duyarlı ,bağımlı biri deli gibi aşık ve duyarsız biri cool olarak algılanabilir ve bizzat olumsuz özelliklerinin kendisi kişiyi sevdiren unsurlar haline gelir. buna ''pembe lens'' etkisi deniyor .Hayata ve özellikle sevilen kişiye pembe gözlüklerin ardından bakmamızı ve sperm ve görmemizi sağlıyor. Tabii ki bu lenslerin ya da pembe gözlüğün etkisi ömür boyu sürmüyor, bir süre sonra o geçici körlük ortadan kalkıyor ve gerçeği olduğu gibi görmeye başlıyoruz.
Goethe de bunu doğrulayarak sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir tespitini yapar. Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur bu süreci görmek kusuru ile açıklıyor: ''Biri diğerine aşık olduğunda, aşık olunan kişinin algılanması değişir . Artık onda hangi özellikleri görmek istersen onları görürsün, bu nedenle aşk bir görme kusuru olarak da tanımlanabilir bu bağlamda aşk hayal edilenle gerçek arasındaki fark anlaşılcaya kadar arada geçen süreyi kapsar.''