#NeokudumNeöğredim
Bilindiği gibi Mekke'de yaşayan Müslümanlar, dinleri ayrı bile olsa Mekke Devleti'nin vatandaşlarıydılar. ve doğal olarak Mekke vatandaşlığının bütün haklarından yararlanmaları gerekirken, kafir olan devlet yöneticileri, Müslümanların vatandaşlıktan Doğan haklarını ellerinden alıyorlardı. Başka hiçbir din mensubuna uygulamadığı bu politikasıyla devlet şunu demek istiyordu müslümanlara: Siz, devletin size öğrettiği dine karşı çıkıp, kendi dininize uyduğunuz müddetçe size normal yaşama hakkı yoktur! Devletimiz'in dini merkezi kabe'dir ve orada ilah larımızın heykelleri vardır. sizin göreviniz bu ilahların/putların heykellerine saygı göstermek, bunun dışında hareket etmemektir.! Muhammed'in yeni bir din getirmeye hakkı yoktur. Dinin Ne olup, ne olmayacağına Devletimiz karar verir. ilke ve çıkarlarımız ne doğrultuda bir din gerektiriyorsa dini o hale sokar, eğitimini de biz yaparız, Muhammed değil! İşte Mekke Devleti'nin düşünce yapısı böyle olduğundandır ki: aynı vatandaşlık haklarına sahip oldukları halde, çifte standart uyguluyor, Müslümanların hak ve hukuklarını çiğniyor, ellerinden alıyorlardı. Tıpkı Bugün, dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan Müslüman ülkelerinde, Müslümanlara çifte standart uygulandığı gibi..
Kitap: İslami Tebliğin Mekke dönemi Ve işkence
✍Yazar: Prof. dr. İhsan Süreyya sırma