Sadece öğrenci طالب

Sadece öğrenci طالب
@Talibunn
Burayı sadece not defteri olarak kullanıyorum..
Hafız el Kuran / طالب العلم
Fani bir kiracıyız..
81 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
#NeokudumNeöğrendim Bedir Savaşı'nda esir alınanlar arasında belagatı meşhur ve Mekke'nin en güzel konuşanlarından birisi olan Süheyl bin Amr da vardı. Süheyl Belağatını ve güzel konuşma sanatını islam'ın aleyhine konuşarak değerlendiriyordu. onun için hz ömer, onun bu suçundan dolayı cezalandırılmasını istedi ve şöyle dedi: "Ya resulallah! Bana müsaade et, süheyl'in iki dişini çıkarayım da, dili diş boşluklarına takılsın, oda bir daha güzel konuşma sanatını islam aleyhinde icra etmesin!" hz peygamber (sav) ona şu cevabı verdi: "Nasıl onu bir uzvundan ederim ki? Böyle yaparsam, peygamber olduğum halde, Allah'da beni uzuvlarımdan eder! Burada Peygamber Efendimizin nasıl işkenceye ve insanlara zulm edilmesine karşı olduğuna şahit oluyoruz. Üstelik Süheyl, ta Mekke'den çıkıp bedir'e kadar Müslümanları öldürmeye gelmiş olan bir insan.. Allah'tan Korkmayan gayri müslimlerin işkenceleri bir yana, bazıları nasıl çıkıp İslâm adına zulmedebilir, insanlara, Hatta hayvanlara işkence yapabilir? İslami tebliğin medine dönemi Ve Cihad
Reklam
#NeokudumNeöğrendim Medine islam devletinde Yahudi'nin biri, bir cariye'nin başını iki taş arasına sıkıştırarak işkence yapmıştı. Başı kanlar içinde kalan Zavallı cariye, hiç kimseye derdini anlatmadan doğrudan Hazreti Peygamberin (sav) yanına gitti. Hazreti Peygamber (sav) ona kimin Bunu yaptığını sordu. Cariye söylemeye korkuyordu. Nihayet "falan Yahudi mi yaptı" diye sorulunca, başıyla "Evet" işareti yaptı. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (sav), Bu fiili işleyen yahudiyi çağırıp, ona cariyenin Şikayetini sordu. Yahudi, yaptığını itiraf edince, aynı şekilde onun da başının kırılmasını emretti. ( Buhari,Sahih hadis no 2288) İslami tebliğin Medine Dönemi Ve cihad
Puan vermedi·256 syf.·
Beğendi
·
2020 5. kitabı
#NeokudumNeöğredim Bilindiği gibi Mekke'de yaşayan Müslümanlar, dinleri ayrı bile olsa Mekke Devleti'nin vatandaşlarıydılar. ve doğal olarak Mekke vatandaşlığının bütün haklarından yararlanmaları gerekirken, kafir olan devlet yöneticileri, Müslümanların vatandaşlıktan Doğan haklarını ellerinden alıyorlardı. Başka hiçbir din mensubuna uygulamadığı bu politikasıyla devlet şunu demek istiyordu müslümanlara: Siz, devletin size öğrettiği dine karşı çıkıp, kendi dininize uyduğunuz müddetçe size normal yaşama hakkı yoktur! Devletimiz'in dini merkezi kabe'dir ve orada ilah larımızın heykelleri vardır. sizin göreviniz bu ilahların/putların heykellerine saygı göstermek, bunun dışında hareket etmemektir.! Muhammed'in yeni bir din getirmeye hakkı yoktur. Dinin Ne olup, ne olmayacağına Devletimiz karar verir. ilke ve çıkarlarımız ne doğrultuda bir din gerektiriyorsa dini o hale sokar, eğitimini de biz yaparız, Muhammed değil! İşte Mekke Devleti'nin düşünce yapısı böyle olduğundandır ki: aynı vatandaşlık haklarına sahip oldukları halde, çifte standart uyguluyor, Müslümanların hak ve hukuklarını çiğniyor, ellerinden alıyorlardı. Tıpkı Bugün, dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan Müslüman ülkelerinde, Müslümanlara çifte standart uygulandığı gibi.. Kitap: İslami Tebliğin Mekke dönemi Ve işkence ✍Yazar: Prof. dr. İhsan Süreyya sırma
Çevremizde bu kadar İslam düşmanı varken ; marufun kendilerine tebliği gereken milyonlarca insan, kulaklarını açmış bekliyorken ve her tarafı Münker sarmış bunun nehy edilmesi de gerekiyorken, köşeye çekilip tesbih çekmenin manası yoktur artık.. Kalkın, tebliğe çıkın! bazıları buna Nafile diyorsa da aldırmayın! insanları karanlıklardan Nur'a davet edin! husumetten kardeşliğe çağırın! insan haklarını ihlalden insan haklarına saygıya çağırın! Allah'ın emirlerine sarılmanın, insanlığın Kurtuluş vesilesi olduğunu haykırın! Peygamberi örnek almanın hazzını insanlara tattırın ki birbirlerine düşman kesilmiş olan insanlar, insanlığın, kardeşliğin tadını alsınlar! dünyanın her tarafını sarmış olan bunca Münkere karşı Ey iz'an sahipleri, nasıl seyirci kalırsınız? kitap: islami tebliğin mekke dönemi ve işkence ✍yazar: prof. d.r ihsan süreyya sırma
Reklam