A.Talip Koktaş

A.Talip Koktaş
Bu gelen sonbahar mı, yoksa giden sen misin? #61243430 Sokağa Çıkmak Yasak #87316488 Milat Gazetesinde Köşe Yazarı milatgazetesi.com/yazarlar/yazar/...
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. Sezai Karakoç
Şiir
A.Talip Koktaş
“En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Okumadan Geçmeyin Lütfen!!!
Ema Kokusunu Sever misiniz? Ya da şöyle sorayım. Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi? Hayır mı? O halde size bir olay anlatayım.. Bundan 29 yıl önce, 16 Mart 1988 sabahı, elma kokusuyla uyandı Halepçeliler. Sevinçle mutfağa yöneldiler önce. Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar. Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor, hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla. Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış. Hızlı hızlı yürümeye başladılar; kokunun kaynağını aramaya başladılar. Gittikçe şiddetlendi elma kokusu. Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki. Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler. Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı birçoğu. Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi. Koşuyorlardı; ama yanıyorlardı da. Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar. Yanma iyice artıyordu. Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla. Bir an önce suya ulaşmalılardı. Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer, asit dolu bir havuza girmişler gibi. Artık ölmüşlerdi, ölümün nereden geldiğini anlayamadan. Yanarak ölmüşlerdi, üstelik ateşsiz ve dumansızdı bu yanma çığlıklarla bağırışlarla çağırışlarla. Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden, ne olduğunu anlayamadan… “Saçlarım tutuştu önce Gözlerim yandı, kavruldu Bir avuç kül oluverdim Külüm havaya savruldu.” Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki; vücudunuza temas ettiği anda yakar sizi, nefes almak için çırpınırsınız; alamazsınız. Deriniz büzülüp çürür. Yavaş yavaş, acı çeke çeke ölürsünüz. Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz. Bu zehir de elma kokuluydu. Güzel kokulu zehir, Zekice planlanmış bir katliamdı. Hedeflerinde çocuklar vardı,
Tarih
A.Talip Koktaş
Bunca zulme sessiz kalışımızın bedelidir belki de şu an evde durup ölümü bekler halimiz. 😢
Bırak ben ağlayayım Esir pazarında satılan Afganistan'a Açlıktan milyonları kırılan Afrika'ya Filipinler'e Habeşistan'a Eritre'ye Filistin'e Esaret prangasıyla kıvranan Kafkaslar Azerbaycan Türkistan'a Bütün milletlere ülkelere Irmaklar gibi ben ağlayayım Sen demir gibi olmalısın Çelik gibi sabah yıldızı
Şiir
A.Talip Koktaş
Rabbim imtihanımızı kolay kılsın Efendim. ‘Düşman içeriden olunca kapı kilit tutmuyor’ maalesef. Selam ve dua ile. Vesselam.
Bırak ben ağlayayım Esir pazarında satılan Afganistan'a Açlıktan milyonları kırılan Afrika'ya Filipinler'e Habeşistan'a Eritre'ye Filistin'e Esaret prangasıyla kıvranan Kafkaslar Azerbaycan Türkistan'a Bütün milletlere ülkelere Irmaklar gibi ben ağlayayım Sen demir gibi olmalısın Çelik gibi sabah yıldızı
Şiir
A.Talip Koktaş
Bir Şehrin İşgaline Dair - 2 Bak dışarıda gezenler var Gecenin bir yarısı Diğer yarısını arıyorlar Uzat kafanı camdan dışarı Korkma seni çağırmıyorlar Kapının kilidi sonuna kadar sürgülü Ya gelirse diye Sağlama almışlar işi Sokak lambası göze vuruyor Bu nasıl bir pencere Kendini korumaktan aciz iken Nasıl korusun şimdi kilitsiz evi Geliyor Geliyor Geliyor Gelmeyin Allah aşkına Bir bebek uyuyor beşikte Kaç defa emzirdi onu annesi Uyuması kaç kilo süt eder bilmezsiniz Diş sancısını hesaba bile eklemiyorlar Haydi bırakın kendi haline bu koca şehri Acısı kendine ziyadesiyle yeter Göğsümüzde nişan diye taşıdık ihaneti Bırakın yansın koca bir şehir kahrından Küllerinde sürersiniz ziyafetinizi Bizi bizden olan yaraladıktan sonra Hangi kurşun öldürür bizi Kapının kilidini beş defa sürgüledim Dedem öyle söyledi Dikiş tutmaz bir yaraya Hangi düşman saldırır Allah aşkına Bir terzi vardı köşede İğnesiyle kazdılar kuyusunu Allah seni inandırsın üç ay sürmüş Bir şehrin işgaline üç gün tanık olmuşken Dedem Hangi ip şimdi boğar onu Bunu bilmedi hiç bir zaman Hiç olan herkes Uygun adım marş bandoları çalıyor sokakta Bir bayram sabahına hazırlık var sanıyor çocuklar Bayramlıkları yastıklarının altında Hani zorlansa kilit Alnının ortasından vuracaklar işgali Yastık altındaki bayramlıklarıyla Gidin şimdi Gidin Şimdi Kapıyı açma vakti geldi İçimizde büyütüyoruz sizi Kaç kilo süt lazım Gazımızı aldınız Hadi yine iyisiniz Çok yaşa bando Merhaba kilitsiz dünya 02.12 29.02.2020 A.Talip Koktaş