Bir kelebeği haşere gibi hedef almak, vicdanın yönünü kaybetmesidir.
Zira kelebeğin fıtratı uçmaktır, konmaktır; gayesi hayatı taşımak, çiçekleri yeşertmek ve baharı sürdürmektir. Yaratılışında sadece 'üretmek' ve 'yaşatmak' olan bir varlığa, sırf fıtratının gereğini, yani vazifesini yerine getirdi diye zulüm reva mıdır?
Velev ki o kelebek, rüzgârın sevkiyle veya yol bilmezliğinden, zehirli bir çiçeğin üzerine konmuş olsun; bu anlık temas, onun ne fıtratındaki safiyeti bozar ne de taşıdığı poleni zehre dönüştürür. Gerçek adalet; çiçeğin zehrine bakıp üstündeki masum kelebeğin kanadını kırmayı reddetmek; mekânın kötülüğünü, misafirin niyetinden ayırt edebilmektir.