Yaşlı Kızılderili çadırının önüne oturmuş birbiriyle dalaşan iki köpeği izlemektedir. Yanına gelen torununa "Bak oğlum" der, "şu köpeklerin beyaz olanının adı iyilik, siyah olanın ise kötülüktür." Çocuk köpeklerden hangisinin kazanacağını sorunca da, şu karşılığı alır: "Ben hangisini beslersem o kazanır!.."
Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata'da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir'de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.