Biz kullar her sıkıntıya sanki gücümüz yetecekmiş gibi kendimiz çözmeye çalısarak bazen kendimize işkence ediyorduk. Elimizden gelen her şeyi ne kadar yaparsak yapalım ulaşamayacağımız noktalar da vardı. İşte burada elimizle sıkı sıkı tuttuğumuz halatları biraz gevşetmek ve işi ehline bırakmak gerekiyormuş demek ki.
Ben ilişkilerimdeki özeni artırdıkça insanlar tuhaflaşmaya başlıyordu. Gösterdiğim sevgi duygusu ile ne yapacaklarını, onu nereye koyacaklarını mı bilemiyorlardı acaba?
Doğrusu kitabı ilk elime aldığımda fazla bir şey beklemiyordum. Sonradan yazılmış bir kitap olduğu için Açlık Oyunları'na geri dönmenin getirdiği nostalji dışında fazlasını beklemiyordum. Ama Suzanne Collins beni haksız çıkardı. Kitapta nostaljiden fazlası vardı; çok daha fazlası... Nasıl biteceğini bildiğim bir şeyin canımı bu kadar yakacağını tahmin etmemiştim. İlk sayfalardan itibaren Açlık Oyunları'nın ilk kitabını okuduğum güne geri dönmüş gibiydim. O zamanki hissettiklerimin aynısını hissettirmeyi başardı bu kitap. Bir yan karakter için bu kadar ağlayalı da çok uzun zaman olmuştu.
Kısaca güzel kitap. Keşke Açlık Oyunları hafızamdan bir anda silinse de tekrar baştan okusam diyenler için aynı hissi yaşatabilecek bir kitap.
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025869 okunma