Bazen çevremizdeki herkes bizden daha yoğundur, sırtımızı sıvazlayacak kimseyi bulamayız etrafımızda. Herkesin en önemlisinin yanında sizin önemlinizin esamesi okunmaz. İşte o vakit kendi sırtınız bizzat sıvazlamak düşer payınıza.
"İşte beni korkutan bu. Benim gücümün kaynağı sensin,Elzem. Eğer bir gün beni yalnız bırakırsan o çok sevdiğim karanlığın içinde kaybolurum. Seni buradakilerden korumak için gerekirse hepsinin eceli olurum ama arkam dönüp baktığımda orada olmalısın. Beni anlıyor musun?"
"Bencileyin bir aciz Zeynep kuldum
Hep yanlış kapının önünde yanlış anahtarla durdum
Hayatım altüst oldu, derken meğer hazine harabenin altında imiş
Leylamı ararken Mevla'mı buldum"
Biz kullar her sıkıntıya sanki gücümüz yetecekmiş gibi kendimiz çözmeye çalısarak bazen kendimize işkence ediyorduk. Elimizden gelen her şeyi ne kadar yaparsak yapalım ulaşamayacağımız noktalar da vardı. İşte burada elimizle sıkı sıkı tuttuğumuz halatları biraz gevşetmek ve işi ehline bırakmak gerekiyormuş demek ki.