Ah bir de cehennemin kaçınılmaz gerçeğini olduğu gibi bildikleri halde kibirli haşin davranmakta ayak direyenler var; aralarında kendilerini tamamen şeytana, gururun pençesine kaptırmış pek korkunçlarına da rastlanıyor. Onlar cehenneme doymak bilmeyen gönüllü çilekeşlerdir. Tanrıyla hayata lanet ettikleri için kendi ölümlerini kendileri imzalamışlar, tıpkı çölde açlıktan kendi kanını emen insan gibi kızışmış hırçın gururlarıyla beslenirler. Yüzyıllar boyunca doymamışlardır bir türlü. Onları çağıran Tanrıya lanet okuyarak affını reddederler, yarattığı her şeyle birlikte yok olmasını dilerler. Böylece hiddetlerinin alevinde sonsuzluğa kadar yanarak ölümün ve yok olmanın özlemini çekerler. Ama ölüm onlardan kaçar.
Ellerinde bilim var ama maddeden başka şey tanımayan bilim. İnsan varlığının en soylu yanı maneviyat inkar ediliyor, zaferle hatta nefretle reddediliyor. İnsanlar hele şu son zamanlarda bir özgürlük teranesi tutturdular. Neymiş bu peşinde koştukları özgürlük? Yalnızca esirlik ve kendine kıymadan ibaret. Çünkü insanlar "ihtiyaçlarını tatmin etmeye bak sen de en yüksek en zengin kişilerle aynı haklara sahipsin" inancına saplandılar, "ihtiyaçların giderilmesi konusunda hiç çekinme hatta isteklerini alabildiğine arttır" bugün herkesin dilinde bu var, özgürlük böyle anlaşılıyor, ihtiyaçları alabildiğine genişletmek hakkı neler doğurur: Zenginleri yalnızlığa ve manevi çöküntüye; yoksulları kıskançlığa, suç işlemeye götürür. Çünkü hak bağışlanırken ihtiyaçların giderilme yolları gösterilmiş değildir. Güya mesafeler kısaltılmakla, düşüncelerin havadan iletilmesiyle insanlar birbirine yaklaşır; kardeşlik bağları güçlenirmiş. İnsanların bu türlü birleşme araçlarına inanmaya, özgürlüğü ihtiyaçlarını genişletmeye ve gidermeye yarayacak bir araç saydıkları için yaratılışlarına zıt giderler. Anlamsız, ahmakça istek, alışkanlık ve ipe sapa gelmez hayallere yer verirler; sırf karşılıklı kıskançlık, şehvet ve kibir için yaşarlar. Ziyafetler, gezip tozmalar, arabalar, rütbeler, buyruk kulu uşaklar öyle önemli bir ihtiyaç sayılır ki uğruna hayat, onur, insanseverlik her şey feda edilir. Bunları sağlayamayınca kendine kıyanlar bile olur. Zengin olmayanlar arasında da aynı şeylere rastlanır. Yoksul tabaka ulaşamadığı isteklerini kıskançlıklarını şimdilik sarhoşlukla körletir ama pek yakında şarap yerine kanla sarhoş olacaklar. Gidiş o gidiştir. Sorarım size böyle insan özgür olabilir mi?
Herkes seni bıraksa, zor kullanarak kovsalar bile yalnız kalınca yere kapan, toprağı öp, gözyaşlarınla ıslat. Yalnızlığını gören ve duyan olmasa bile gözyaşların meyvesini verecektir.
İnsan bir sırdır ve eğer tüm yaşamını bu sırrı çözmeye harcıyorsan o zaman boş yere yaşamış olmazsın. Ben bu sırrı çözmeye kendimi adadım çünkü ben bir insan olmak istiyorum.