Hiçbir şey anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. Olaylarda kalmak istiyorum; anlamamaya karar vereli çok oluyor, anlamak istersen olaydan sıyrılmak gerekir oysa ben yalnız olayda kalmak istiyorum.
Sorun onlara, her birine sorun bakalım. Mutluluktan ne anlıyorlarmış? Ah inanın Kolomb Amerika'yı keşfettiği anda değil onu keşfederken mutluydu. İnanın mutluluğu belki de Yeni Dünya'yı keşfetmeden üç gün önce doruğa çıkmıştı, umutsuzluğa kapılan adamlarını gemiyi Avrupa'ya döndürmek üzereyken kararlarından vazgeçirdiği anda. Önemli olan Yeni Dünya değildi, yerin dibine batsındı Yeni Dünya. Neredeyse Yeni Dünya'yı görmeden neyi keşfettiğini anlamadan ölmüştü Kolomb. Önemli olan yaşamdır, yalnızca yaşam. Onun keşif süreci, sürekli ve bitmek tükenmek bilmeden yaşamı keşfetme çabası. Yoksa keşfetmiş olmak değil.
Zaman zaman bir yerlere gitmek, buradan kaybolmak istiyordu. Hatta sırf düşünceleriyle baş başa kalabilmesi, nerede olduğunu kimsenin bilmemesi için kasvetli, ıssız bir yerde olmaya bile razıydı.