Sizi çok incittim...Fakat siz de çok iyi bilirsiniz ki,sevdiğimiz insanlar kalplerimizi kırsalar dahi,onlara ilelebet dargın kalamayız ve burada şunu hatırlatmak isterim ki,siz de beni seviyorsunuz.
Bu kadar sevgime rağmen sana yardım edemediğim, biraz olsun seni mutlu kılamadığım için kendime Lanet ediyorum... ruhum çektiğim acıdan parça parça oldu. Daha fazla sessiz kalamazdım, konuşmam lazımdı.Bütün bunları sana anlatmam lazımdı ,Nastenka...
Yıldırım hızıyla koşan atların
çektiği pırıl pırıl bir araba içindeki kadını
gösterişli bir tavırla selamlayan heybetli adamı
mı düşünüyor? Hayır Nastenka; artık bu
ayrıntılara önem verdiği yok onun! O, şu andan
başlayarak kendi, özel hayatının zenginliği
içindedir. Karşısında, neşeyle parıldayan akşam
güneşinin son ışıkları onun için anlam doluydu;
ısınan kalbinde bir yığın hayal canlandırdı.
Önceleri gözünden hiçbir şey kaçırmadığı
yoldan şimdi tamamıyla ilgisiz yürüyor.
Bu
köşede yaşayan ve hayalci denilen garip
insanların hayatına ilişkin bir şeyler işiteceksiniz.
Hayalcinin tam bir tanımını yapmak gerekirse;
insandan çok, ara kademede bir yaratık, demek
yerinde olur. Oturmak için çoğu zaman
cehennemin bucağındaki yerleri seçer. Gündüz
ışığından kaçmak istiyormuş gibi, oralara sığınır.
Bir köşeye yerleşince de, sümüklüböceğin
duvara yapışması gibi, ayrılmak bilmez. Daha
doğrusu, bu bakımdan hep evciğiyle birlikte
yaşayan kaplumbağaya benzer. İsli, nursuz,
sigara dumanı sinmiş ve mutlaka yeşile boyalı şu
dört duvara karşı bu bağlılık nedendir dersiniz?...
Kederlendiğim zaman, mutluymuş gibi
ondan bundan gevezelik ediyorum. İlaç bu;
hemen ferahlıyorum, hele kalbimde yatan her
şeyi söyleyebilirsem, iyice ferahlıyorum.