"Ve uygarlığın ölçüsü olmuştu insan
Dedi ki o: Yoruldum insan olmaktan
İnsan yorulur bazen insan olmaktan
Biz yorulduk, su yoruldu, gök bile
Eskimişti bakıp durmalarımızdan."
Gözlerin yıldızlı gecelerin yalnızlığına yakılan türküler kadar derin ve yanık
Ve ellerinin sıcaklığına ulaşamayacağım kadar soğuk bir kalabalıktayım
Uzun bir boşluğun kıyısındayım uçurumlar dalga dalga vurur yüreğimin harabe limanına
Sessizliğim gökyüzü kadar sağır
Umutlarım kış uykusuna yatmış kimsesizliğim taşmış dünyanın bütün okyanuslarından
Kendimi yitirmişim kendimi bulmak istediğim gökkuşağı renklerinde
Sabahın ilk ışıkları vurdu mu gözbebeklerine
Uyanıp baktın mı zamanın soysuzlaştırdığı şu canlı mezar taşlarına
Bak işte rüzgar bile saçlarına dokunmuyor
Türküler ölmüş herkes sağır
Gençliğim üşüyor ateşler içinde
Yaşıyoruz sanıyorum cehenneme çevirdiğimiz bu cennette