Pencereden dışarı bakıyorum.
İçimde ateşler yakıyorum.
Yaptığım her yemek o ateşte pişiyor.
Doğurduğum her çocuk o ateşte eriyor.
Sevdiğim her erkek o ateşte ölüyor.
Bir bardak su içsem ... söner mi?
İsteklerimi nehre gömsem. .. cinayetler biter mi?
Her şey senin yüzünden, diyor babam.
O kupkuru bir adam.
İçinde ne ateş var, ne su.
O da biliyor, benimse içimde hem ateş var, hem su.
Çok haklısınız kendi hayatlarımızla meşgul olmak
varken, başkalarının hüzünlerinden kendimize pay
çıkarmanın anlamı ne, değil mi delikanlı diyeceğim,
evet öyle diyeceğim ve fincanı ona hediye edeceğim.
Uzun süredir karaya ayak basmamış kuzeyli
bir denizcinin bir kadına kaba ama sevgi dolu sarılışlarını anımsattı bana o haliniz. Sorarsa, hayır diyeceğim, ne kuzeye gittim, ne bir denizciyle dans ettim. Ama eskiden çok film seyrederdim, diyeceğim.