Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.
Hissettiği büyük bir eksikliği tamamlamaya, muhtaç olduğu kendi sığınağını bulmaya gidecek. Rahat etmek, teselli bulmak, bu unutulmuş, terkedilmiş halden kurtulmak, kısacası şefkatli kucağında istediği gibi ağlamak için annesini bulacaktı.
Kalplerinden geçen arzuların hiç düşünmeden peşine düşmek yalnız çocuklara özgü olduğundan, kendisinden geçip hemen onların yanına doğru koşmaya başladı.