Momo’yu “Kitapların Huzurunda Çırılçıplak” isimli kitapta görüp okudum ve çok beğendim.
Hikâyenin merkezindeki Momo, yıkık bir amfitiyatroda yaşayan, kimsesiz ama herkese ait bir çocuk. Onu “özel” yapan şey konuşması değil, tam tersine dinlemesi. Momo’nun insanları gerçekten dinleyebilmesi, romanın en güçlü tarafı.
Kitabın asıl çarpıcı yönü ise “Duman Adamlar” ve zaman tasarrufu fikri. İnsanlara zaman kazandırdıklarını söyleyerek onların hayatlarını ele geçiren bu karakterler, modern dünyanın hız takıntısını düşündürüyor. Sürekli daha verimli olma, daha çok çalışma, zamanı “boşa harcamama” baskısı…
Hayatınızın çok hızlı aktığını düşünüyorsanız soluklanmak ve bunun önemini anlamak için Momo’yu okuyun.