Erkek egemen bir toplumda kadının isyanı…
Sabır Taşı’nı okurken bir roman değil, sanki kapalı bir odada fısıldanan bir itirafı dinliyormuşum gibi hissettim. Dışarıda savaşın sesi var ama asıl gürültü, konuşamayan bir adamın başında suskunluğunu bozan bir kadının içindeydi.
Roman boyunca olaydan çok söz vardı. Ama bu sözler sıradan değildi; yıllarca bastırılmış korkuların, utançların, arzuların ve öfkenin bir anda dökülmesiydi.
Romanın beni en çok etkileyen yönü, erkeklik, güç
ve sessizlik kavramlarını tersyüz etmesiydi.