Atiq Rahimi

Atiq Rahimi

Yazar
8.7/10
30 Kişi
·
65
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.356
Gösterim
Adı:
Atiq Rahimi
Unvan:
Fransız - Afgan Yazar ve Film Yapımcısı
Doğum:
Kâbil, Afganistan, 26 Şubat 1962
Atik Rahimi (1962); günümüz Afgan sanatının en önemli temsilcilerinden biridir. Fransa'da sürdürdüğü roman, fotoğraf ve belgesel film çalışmalarıyla ülkesinde yaşananları dile getirmektir. Yirmi iki ülkede yayımlanan ilk romanı Toprak ve Küller'in (1999) ardından Düş ve Dehşet Evleri (2002) adlı romanı da coşkuyla karşılanan Rahimi, şu sıralar üçüncü romanına çalışmakta.
Intihar edebilmek için öncelikle yaşama ,onun değerine inanmak lazım ..
Ölümün yaşama değmesi lazım. .
Bu gün burada bu ülkede yaşamın hiç bir değeri yok ..dolayısıyla intiharın da .
Atiq Rahimi
Sayfa 125 - Can yayınları
"Ayna mı? ..Hayır bu üzerinde senin resmin olan ve diğerlerine "Benim gibi olun "demek için tuttugun bir cam sadece !"
Atiq Rahimi
Sayfa 57 - Can yayınları
'' Yani , her an sillesini yediğimiz bahtsızlığımıza rağmen kendimi rahatlamış , özgürleşmiş hissediyorsam... sırlarım sayesinde bu , senin sayende. Ben iblis değilim! ''
"Umutsuzluğumu, nefretimi, hıncımı bile haykıramıyorum ..."

O zaman umudu haykır. ..
Sevinci esenliği haykır. ..

Belki bu sesine kavuşmana yardım eder .
"Savaşta beni asıl korkutan bu ..
"Kandan ve kıyımdan korkmuyorum. .ama erdem ve masumiyet değerini yitirince dehşete kapılıyorum .. "
Atiq Rahimi
Sayfa 38 - Can yayınları
103 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bu nasıl bir romandı aklım dimağım şaştı da kaldı böylesi nefis bir anlatım , böylesi bir konu , böylesi ters köşe yatırıma çok nadir denk gelirim yazar aldığı ödülü dibine kadar hak etmiş demem o ki muhtemelen damağımda tadı kalacak kadar hem de layıkıyla etkileyici. Sahafta 5 TL denk geldiğim bu kitaba olur da denk gelirseniz gözardı etmemeniz dileğiyle. :))
DİP NOT : 2008 ~ GONCOURT ÖDÜLÜ
104 syf.
·2 günde·8/10
"Her din bir vahiyler hikayesiyse, yani gerçeklerin açığa vurulmasıysa, o zaman seng-i sabur'um, bizim hikâyemiz de bir din sayılmalı. Bize özgü bir din!" Bu kitabı anlatan en güzel cümle bunlardı. Kadının iç dünyası hakkında sarsıcı bir anlatım. Asla sabırlı biri olamadım ve okurken kadının sabrı ile sınandığımı hissettim. Atiq Rahimi kesinlikle farklı bir yazar tanışmalısınız.
224 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap beni son derece rahatsız olduğum bir coğrafyaya götürdü’ orta doğuya’. Uzunca bir süredir -ki bu uzun dediğim süre bir ömür sayılabilir-orta doğunun şerait gerçeğine gözlerimi kapatıp, kulaklarımı tıkıyordum çünküsünü yazmama bence çok da gerek yok. Kitap beni bunların ortasına attı şu da var bu kitap bir şerait analizi değil. coğrafyanın kokusunu barındırıyor. Susmayan silahlar, iç savaşlar herkesin ben haklıyımları. Kitapta da dediği gibi ölürsen şehit, öldürürsen gazi olursun mantığı. Ve tüm bunların içinde şahsına münhasır raskolnikov’un rolüne bürünmüş resul. Benim gibi dosto hayranı iseniz rahatlıkla okuyup sorgulamamıza katılabilirsiniz ve suçun nerde başlayıp cezanın nerde bittiğini arayabiliriz.
59 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Ben bu yazarın bu minnak öykülerindeki duygu yoğunluğunu okuyucuya nasıl bu kadar yoğun aksettiriyor anlamadığım gibi üstüne bir de hayran kalıyorum ayran misali. Bu nasıl bir iç sestir ki yine benden tam 10 numara 5 yıldız not aldı? Nasıl sıradan olan hayatları alıp beni ağlatma noktasına getirip öykü işte böyle yazılır raddesine getirdi? evet nasıl? nasıl mı! nasılını bende bilmiyorum çünkü hala muallaktayım sevgili okurlar aman diyeyim okuyun okuyun gözü kapalı okuyun tek kelimeyle '' MUHTEŞEM. ''
104 syf.
·3 günde·8/10
Kitabı okuyalı belli bir süre geçmesine rağmen iki gündür olaylar gözümün önünden akıp geçiyor. Kendimce kadının neler hissettiğini yakalamaya çalışıyorum. Bu durumu çevremdeki insanlar üzerinde de gerçekleştirdiğim sıklıkla oluyor. Her neyse kitaba geçeyim, baş karakterimiz bir kadın. Evlendikten sonra kocasını savaşa gönderen ve kocasının savaşta aldığı yara nedeniyle bitkisel hayata girmesini ve bu süreçte yaşadığı duygu ve hisleri anlatıyor. Kocasından yanıt alamayışının dramını yaşıyor. Kocasını savaşa gönderdiğinde de yoktu, savaştan geldiğinde de yoktu!! Bir taraftan savaşın saçmalıklarını anlatırken diğer taraftan doğu medeniyetindeki aile yaşamından bizlere ipuçları veriyor. Yani yazar bir kadın gözüyle eşlerin varlığını sorguluyor gibi sezinledim. Kadın, bir ölüden farksız olan kocasına söyleyemediği ne varsa haykırarak söylüyor, diğer taraftan da yapmayacağım dediği şeyleri de yaparak yalnızlığını doldurma çabası içine giriyor. Bazı noktalara semboller koyan yazar okuyucunun kendisini anlamasını istiyor. Bir kadının yalnızlığını.Roman oldukça kısa, öz ve akıcı. Diğer taraftan kadının iç dünyasını yansıtışı ise başarılıydı. Keyifli okumalar…
224 syf.
·5 günde·8/10
Kitap 1990 lı yıllarda Rus işgalindeki Afganistan 'da geçiyor. Kahramanımız Resul, nişanlısına fahişelik yaptıran Alya Ana isimli yaşlı kadını baltayla öldürür. Ancak suç mahalinde çalmak istediği paralar vardır bunları almak için geri dönüp dönmemeyi kendi içinde tartıştığı sırada, Dostoyevski' nin öldürmeyi yasaklayan sesini duyar ve cinayet mahalline bir daha geri dönmez. Ancak olaylar bundan sonra başlar. İyilik ve kötülük kavramlarının sorgulandığı ve aynı zamanda Goncourt ödüllü bir yazardan çıkmış bir kitaptı. İçinde vurucu cümleler olan ve özellikle dönemin adalet sistemini tüm çıplaklığıyla sergilemesi açısından faydalıydı. Kimileri kitabı Suç ve Ceza'ın kopyası gibi algılasalar da ben katılmıyorum, zaten kitabın adında Dostoyevski ismi olması muhtevasında Dostoyevski'den parçalar olacağının sinyallerini veriyor. Bu sebeple benim için alıntı veya çalıntı havası hissettirmedi. Şuanda D&R mağazalarında kampanya dahilinde olan bu kitabı alıp okumalısınız bence.
224 syf.
·Puan vermedi
BİR SUÇ VE CEZA PARODİSİ
.
Resul-Resulovski (Raskolnikov)
Suphiye - Nişanlı (Sonya)
Razmudin - kuzen (Razumihin)
Alya Ana - tefeci (Alyona İvanovna)
Dünya - kızkardeş (Dunia)
.
" Resul tam baltayı yaşlı kadının başına indirmek üzere kaldırmıştı ki, aklına Suç ve Ceza'nın hikayesi düştü. Onu yıldırım gibi çarptı. Kolları boşaldı,bacakları titredi. Ve balta elinden kurtuluverdi. Kadının kafasını yardı ve oraya saplandı. Yaşlı kadın tek bir çığlık atmadan, kırmızı-siyahlı halının üzerine yığıldı. "
.
Savaşın ve ölümün kol gezdiği Afganistan'da yaşayan Resul (Raskolnikov) nişanlısı Suphiye (Sonya) 'nin adının çıkmasına neden olan tefeci yaşlı kadın Alya Ana (Alyona İvanovna)' yı balta ile öldürdükten sonra yaşamının psikolojik değişimlerini görerek ve cinayetinin sebeplerinin araştırılmasını isteyerek teslim olmaya gider. Çünkü cinayetini ne dillendiren vardır ne de araştıran. Bu eylemine neden olan düşğnce belki de Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabına benzeme çabasıdır.
.
Romanın karakterleri Dostoyevski'nin Suç ve Ceza ktabının karakterlerinin birer kopyası gibi. İsimler de buna uydurulmuş hem de çok iyi uydurulmuş.
.
Kitap sanki paralel bir evrende Rus edebiyatındaki Suç ve Ceza'nın farklı bir versiyonu gibi. Yazar, dünyaca ünlü bir kitabın okunmasıyla bireyin yaşamına ne şekilde etki ettiğinin bir romanını yazmış.
104 syf.
Yatalak kocasına bir of bile demeyen kahramanın hüzünlü hikayesini anlatan kitap. Dışarıda devem eden savaşa rağmen insanı derinden etkileyen bir sessizlik. Okumaya değer.
224 syf.
·Puan vermedi
Yıl 1981. Afganistan Rusya'nın saldırısının altında. Savaşı, savaşın sivillerin üzerindeki etkisini çok güzel anlatmış. Lâkin bundan ibaret. Aşk yok, gerilim yok, macera yok, gizem bir gıdım. Başkarakterin çevresindekilerle girdiğinden çok kendi kendine dialoğa girmesi, kendi kendisiyle konuşması fazla olmuş. Bir süre sonra insan yadırgıyor. Yine başkarakterin kendine verilen her türlü şansı tepmesi ve yirmi yedi yaşında olmasına rağmen sergilediği asi ergen tavırları insana pes dedirtiyor. Yazarın hakkını yemek de istemiyorum ama kendi adıma zaman kaybı oldu diyebilirim.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başladığım ilk sayfalarda fazla önyargılı davrandığımı ama daha sonra tamamiyle kendimi Raskalnikov a benzemeye çalışan bir karaktere benzemek isterken bulduğumu söylemeliyim. Benzeme hırsı ve adaleti elde etmek gibi güzel şeylerin peşinde koşmanın en ağır bedelini kitapta gördüm. Dilini kaybetmeyi sonsuz bir sessizlik. Savaş ortamını işittim. Bombalar iki adım öteme düşmüşçesine hissediyordum okurken. Herkese tavsiye ederim harika bir eser. Yazarın üslubu sıkmıyor ve akıcı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Atiq Rahimi
Unvan:
Fransız - Afgan Yazar ve Film Yapımcısı
Doğum:
Kâbil, Afganistan, 26 Şubat 1962
Atik Rahimi (1962); günümüz Afgan sanatının en önemli temsilcilerinden biridir. Fransa'da sürdürdüğü roman, fotoğraf ve belgesel film çalışmalarıyla ülkesinde yaşananları dile getirmektir. Yirmi iki ülkede yayımlanan ilk romanı Toprak ve Küller'in (1999) ardından Düş ve Dehşet Evleri (2002) adlı romanı da coşkuyla karşılanan Rahimi, şu sıralar üçüncü romanına çalışmakta.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 70 okur okuyacak.