Adı:
Kahrolsun Dostoyevski
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714801
Kitabın türü:
Çeviri:
Ebru Erbaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kahrolsun Dostoyevski, daha önce Sabır Taşı kitabıyla büyük ilgi gören Rahimi'nin, ölümün kol gezdiği vatanı Afganistan'ı, suçu, vicdanı azabını ve cezayı sorgulandığı bir tür Afgan Suç ve Ceza'sı. Roman, aklın terk ettiği, tanrının çok fazla hissedilen varlığının bir süre sonra tanrısızlığa dönüştüğü çağdaş Afganistan'ı da, iyilik ve kötülük kavramlarını da sorgulayan ve Rus edebiyatından izler taşıyan bir yapıt.

Dostoyevski, evet, bu oydu! Suç ve Ceza'sıyla beni çarptı, felç etti. Bana kahramanı Raskolnikov'un kaderini izlemeyi yasakladı: İkinci bir kadını öldürmek bu kez masum birini; bana suçumu hatırlatacak olan parayı ve mücevherleri almak... Kendi pişmanlıklarıma yem olmak, bir suçluluk çukurunda kararmak ve sonunda zindanlara düşmek...

O zaman? Kaçmak daha iyi, zavallı bir enayi, aptal bir suçlu gibi. Kanlı eller ve boş ceplerle.
Ne saçmalık!
Kahrolsun bu Dostoyevski!
224 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap beni son derece rahatsız olduğum bir coğrafyaya götürdü’ orta doğuya’. Uzunca bir süredir -ki bu uzun dediğim süre bir ömür sayılabilir-orta doğunun şerait gerçeğine gözlerimi kapatıp, kulaklarımı tıkıyordum çünküsünü yazmama bence çok da gerek yok. Kitap beni bunların ortasına attı şu da var bu kitap bir şerait analizi değil. coğrafyanın kokusunu barındırıyor. Susmayan silahlar, iç savaşlar herkesin ben haklıyımları. Kitapta da dediği gibi ölürsen şehit, öldürürsen gazi olursun mantığı. Ve tüm bunların içinde şahsına münhasır raskolnikov’un rolüne bürünmüş resul. Benim gibi dosto hayranı iseniz rahatlıkla okuyup sorgulamamıza katılabilirsiniz ve suçun nerde başlayıp cezanın nerde bittiğini arayabiliriz.
224 syf.
·5 günde·8/10
Kitap 1990 lı yıllarda Rus işgalindeki Afganistan 'da geçiyor. Kahramanımız Resul, nişanlısına fahişelik yaptıran Alya Ana isimli yaşlı kadını baltayla öldürür. Ancak suç mahalinde çalmak istediği paralar vardır bunları almak için geri dönüp dönmemeyi kendi içinde tartıştığı sırada, Dostoyevski' nin öldürmeyi yasaklayan sesini duyar ve cinayet mahalline bir daha geri dönmez. Ancak olaylar bundan sonra başlar. İyilik ve kötülük kavramlarının sorgulandığı ve aynı zamanda Goncourt ödüllü bir yazardan çıkmış bir kitaptı. İçinde vurucu cümleler olan ve özellikle dönemin adalet sistemini tüm çıplaklığıyla sergilemesi açısından faydalıydı. Kimileri kitabı Suç ve Ceza'ın kopyası gibi algılasalar da ben katılmıyorum, zaten kitabın adında Dostoyevski ismi olması muhtevasında Dostoyevski'den parçalar olacağının sinyallerini veriyor. Bu sebeple benim için alıntı veya çalıntı havası hissettirmedi. Şuanda D&R mağazalarında kampanya dahilinde olan bu kitabı alıp okumalısınız bence.
224 syf.
·Puan vermedi
BİR SUÇ VE CEZA PARODİSİ
.
Resul-Resulovski (Raskolnikov)
Suphiye - Nişanlı (Sonya)
Razmudin - kuzen (Razumihin)
Alya Ana - tefeci (Alyona İvanovna)
Dünya - kızkardeş (Dunia)
.
" Resul tam baltayı yaşlı kadının başına indirmek üzere kaldırmıştı ki, aklına Suç ve Ceza'nın hikayesi düştü. Onu yıldırım gibi çarptı. Kolları boşaldı,bacakları titredi. Ve balta elinden kurtuluverdi. Kadının kafasını yardı ve oraya saplandı. Yaşlı kadın tek bir çığlık atmadan, kırmızı-siyahlı halının üzerine yığıldı. "
.
Savaşın ve ölümün kol gezdiği Afganistan'da yaşayan Resul (Raskolnikov) nişanlısı Suphiye (Sonya) 'nin adının çıkmasına neden olan tefeci yaşlı kadın Alya Ana (Alyona İvanovna)' yı balta ile öldürdükten sonra yaşamının psikolojik değişimlerini görerek ve cinayetinin sebeplerinin araştırılmasını isteyerek teslim olmaya gider. Çünkü cinayetini ne dillendiren vardır ne de araştıran. Bu eylemine neden olan düşğnce belki de Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabına benzeme çabasıdır.
.
Romanın karakterleri Dostoyevski'nin Suç ve Ceza ktabının karakterlerinin birer kopyası gibi. İsimler de buna uydurulmuş hem de çok iyi uydurulmuş.
.
Kitap sanki paralel bir evrende Rus edebiyatındaki Suç ve Ceza'nın farklı bir versiyonu gibi. Yazar, dünyaca ünlü bir kitabın okunmasıyla bireyin yaşamına ne şekilde etki ettiğinin bir romanını yazmış.
224 syf.
·Puan vermedi
Yıl 1981. Afganistan Rusya'nın saldırısının altında. Savaşı, savaşın sivillerin üzerindeki etkisini çok güzel anlatmış. Lâkin bundan ibaret. Aşk yok, gerilim yok, macera yok, gizem bir gıdım. Başkarakterin çevresindekilerle girdiğinden çok kendi kendine dialoğa girmesi, kendi kendisiyle konuşması fazla olmuş. Bir süre sonra insan yadırgıyor. Yine başkarakterin kendine verilen her türlü şansı tepmesi ve yirmi yedi yaşında olmasına rağmen sergilediği asi ergen tavırları insana pes dedirtiyor. Yazarın hakkını yemek de istemiyorum ama kendi adıma zaman kaybı oldu diyebilirim.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başladığım ilk sayfalarda fazla önyargılı davrandığımı ama daha sonra tamamiyle kendimi Raskalnikov a benzemeye çalışan bir karaktere benzemek isterken bulduğumu söylemeliyim. Benzeme hırsı ve adaleti elde etmek gibi güzel şeylerin peşinde koşmanın en ağır bedelini kitapta gördüm. Dilini kaybetmeyi sonsuz bir sessizlik. Savaş ortamını işittim. Bombalar iki adım öteme düşmüşçesine hissediyordum okurken. Herkese tavsiye ederim harika bir eser. Yazarın üslubu sıkmıyor ve akıcı.
Intihar edebilmek için öncelikle yaşama ,onun değerine inanmak lazım ..
Ölümün yaşama değmesi lazım. .
Bu gün burada bu ülkede yaşamın hiç bir değeri yok ..dolayısıyla intiharın da .
Atiq Rahimi
Sayfa 125 - Can yayınları
"Ayna mı? ..Hayır bu üzerinde senin resmin olan ve diğerlerine "Benim gibi olun "demek için tuttugun bir cam sadece !"
Atiq Rahimi
Sayfa 57 - Can yayınları
"Umutsuzluğumu, nefretimi, hıncımı bile haykıramıyorum ..."

O zaman umudu haykır. ..
Sevinci esenliği haykır. ..

Belki bu sesine kavuşmana yardım eder .
"Savaşta beni asıl korkutan bu ..
"Kandan ve kıyımdan korkmuyorum. .ama erdem ve masumiyet değerini yitirince dehşete kapılıyorum .. "
Atiq Rahimi
Sayfa 38 - Can yayınları
"O musun değil misin , varlık hissin var mı ,yok mu ...ortasında mısın, değil misin ..yoksa kıyısında mı...
Saklı mısın, aşikar mı ..fani misin,baki mi
O ve öteki misin ,ne o ne öteki mi ..nihayet var mısın, yok musun?
"Müspet cevap verecektir"
Hiç bir şey bilmiyorum ..
Hiç bir şeyden haberim yok...ve kendimden de
"Aşığım ama bilmem maşukum..
"Ne müminim ne kafir..kimim ben öyleyse? Aşkımdan bile bihaberim..
Atiq Rahimi
Sayfa 111 - Can yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kahrolsun Dostoyevski
Baskı tarihi:
Haziran 2012
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714801
Kitabın türü:
Çeviri:
Ebru Erbaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Kahrolsun Dostoyevski, daha önce Sabır Taşı kitabıyla büyük ilgi gören Rahimi'nin, ölümün kol gezdiği vatanı Afganistan'ı, suçu, vicdanı azabını ve cezayı sorgulandığı bir tür Afgan Suç ve Ceza'sı. Roman, aklın terk ettiği, tanrının çok fazla hissedilen varlığının bir süre sonra tanrısızlığa dönüştüğü çağdaş Afganistan'ı da, iyilik ve kötülük kavramlarını da sorgulayan ve Rus edebiyatından izler taşıyan bir yapıt.

Dostoyevski, evet, bu oydu! Suç ve Ceza'sıyla beni çarptı, felç etti. Bana kahramanı Raskolnikov'un kaderini izlemeyi yasakladı: İkinci bir kadını öldürmek bu kez masum birini; bana suçumu hatırlatacak olan parayı ve mücevherleri almak... Kendi pişmanlıklarıma yem olmak, bir suçluluk çukurunda kararmak ve sonunda zindanlara düşmek...

O zaman? Kaçmak daha iyi, zavallı bir enayi, aptal bir suçlu gibi. Kanlı eller ve boş ceplerle.
Ne saçmalık!
Kahrolsun bu Dostoyevski!

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Veysel Akdemir
  • Aslı
  • Merve Babuna
  • Sîdar Ronahî
  • Uğur
  • Lily
  • gurkan
  • sinan kaan
  • Tülay
  • Ebru Ince

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%33.3 (2)
8
%50 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0