1919 yılında yazılmış Demian kitabı büyümenin sancılarını ve acı veren sürecini anlatıyor.
Emil Sinclair küçük bir çocuktu, aydınlıkta yaşıyordu. Dinini yaşayıp, kötülüklerden ve kötülerden uzak, dünyanın gerçeklerini görmeyerek büyüyordu. Sonra Max Demian ile tanıştı. Yani karanlığa adım attı. Geleneksel ahlakı ve dini sorguladı. Karanlığı görmeden, yaşamadan büyümenin mümkün olmadığını öğrendi.
Kitapta Jungcu psikoloji kavramları ile karşılaşıyor ve bireyselleşmeyi görüyoruz. Yazar Carl Gustav Jung öğrencisi olan Lang’dan kitabı yazdığı dönemde terapi alıyordu. Jungcu kavramları görmemizin sebebini buna bağlıyorum. Kitapta iyi çocuk zamanla içindeki karanlığı keşfediyor ve bunu yaparken bir ruhani rehber eşlik ediyor. Biz bu ruhani rehberi çocuklukta Demian , yaş ilerledikçe Eva olarak görüyoruz. İçerisinde sembollerin ve dini bilgilerin çokça yer aldığını ve sorgulama olmadan bütünselliğe ulaşılamayacağını görüyoruz. Ana temayı oluşturan kuş yumurtası metaforunu çok sevdim, benimde aklıma karakterin bir fanusta büyüdüğünü ve okyanusa açıldığını getirdi. Sinclair büyürken kendi dünyasının çöküşünü görmeden yeni bir dünya kuramayacağını, tek bir iyinin olmadığını, zıtlıklarla birliğin oluştuğunu öğreniyor. Bir insanın kendine giden yolu bulmasını okumayı seviyorsanız Demian kitabını okumalısınız.