Ne var ki, Allah yolunda cihad sadece bir savaş coşkunluğundan ibaret de-ğildir. Duygu ve düşüncelerde, ahlâk ve davranışlarda somutlaşan iman esası üzerine kurulmuş bir zirvedir. Dolayısıyla yüce Allah'ın kendileriyle bu sözleşmeyi gerçekleştirdiği ve imanın özünü temsil eden mü'minler kendilerinde imanın temel nitelikleri somutlaşan kimselerdir.
Allah mü'minlerin mallarını ve canlarını karşılığında kendilerine cenneti vermek üzere satın aldı. Onlar Allah yolunda savaşırlar, bu yolda kimi zaman öldürürler ve kimi zaman da öldürülürler. Bu Allah'ın üze rine borç aldığı ve hem Tevrat'ta, hem İncil'de, hem de Kur'an'da yer verdiği bir sözdür. Allah'dan daha çok sözünde duran kim olabilir ki? O halde yaptığınız bu alışverişe sevininiz. İşte büyük kurtuluş, büyük başarı budur.
Canların ve malların sahibi O'dur. Ne var ki, yüce Allah insana lütfetmiş, onu irade sahibi kılmıştır. Ona lütfetmiş, antlaşmaları ve sözleşmeleriyle bağlamıştır. Bu antlaşma ve sözleşmelerine bağlılığını, yüce insanlık değerinin ölçüsü, bu konuda belirecek herhangi bir eksikliği de, hayvanlık düzeyine hem de en kötü hayvanın- yuvarlanışın göstergesi kılmıştır.
Evvahım ki ne bu dünyayı hakkıyla yaşayıp idame ettim ne de ahiretim için hakkıyla amel edebildim.
Ne Allah'ın elimin altına verdiği nimetleri idrak edebildim ne de kendime bir yol çizebildim.
Kalbimdekini bırakıp, uzaktan bakıp peşinden gittiğim serap çıktı.
Ruhum cam kırıkları içinde harap çıktı.
Acıyı sevdi ruhum heybesinde kalan cam kırıkları,
Yeni umutları arasına almaya çıktı.