O (Abdülhak Hamid) , devrinin yeni ve modern bir insanıdır. Geleneklere karşı kayıtsızdır. Kabul edilmiş değerlerle uyuşamadığı zaman bir muvazaada yaşamaz, onları inkâr edebilir. Yaşayışı, terbiyesi itibariyle devrinin belki en fütursuz adamıdır. İlk şâirlik yılları, «yeni»nin peşinde bir hayal gemi gibi dolaştığı, kendisini ikrar için her çareye baş vurduğu senelerdir. Başkalarının güç belâ elde ettikleri bir yığın şeyi, Hâmid’in, hem de sık sık ve çok kolay yanıbaşında hazır bulması talihinin gerçek zenginliğidir. Hâmid bu pervasız mizaçla ve ömrünün yelkenlerini şişiren bu müsait rüzgârla hayata atılır. San’at, onun için, biraz da geleneklere karşı isyan halindeki taşkın benliğinin teşhiri ve hatta zorla azdırılışıdır.
Türk şiirini yeniye açar, fakat kapıdan kendi geri döner! İleri memleketlerde ve zengin tabiatta gördüklerini hâtıranın ve muhayyelenin sıcaklığında eritip yeni bir dünya gibi ortaya atabilmekten uzaktır.