Teyy

Teyy
@Teyve
Sovyetler Birliği'nin çöküşünden beri, Ortadoğu'da farklı amaçlar güden yeni bir Amerikan politikası gündeme geldi. Bu politikanın ana hedefi bölgesel bir hegemonyanın -bölgeye hâkim olabilecek ve Ortadoğu petrolleri üzerinde tekelci bir kontrol kurabilecek tek bir bölgesel gücün- ortaya çıkmasını engellemektir. Bu, Irak, Iran ve bölgede gelecekte öngörülebilecek bir tehdide karşı Amerikan politikasının temelinde yatan asıl kaygıdır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ABD ile İsrail arasındaki öteki bağ, 1960'larda başlayan, 1970'ler ve 1980'lerde gelişen, 1990'larda dalgalanan ve ABD, sürekli olarak Saddam Hüseyin'in hegemonik tutkularından kaynaklanan tehditlerle, El Kaide'nin fundamentalist terörüyle ve Amerika'nın Arap müttefikleri arasında derin ve artan hoşnutsuzluklarla yüz yüze geldiğinde, yeni bir önem kazanan stratejik ilişkidir. ABD'nin gözünde stratejik bir aktif olarak İsrail'in değeri hayli tartışmalıdır. ABD'de İsrail'i bölgedeki büyük stratejik ortak ve hem iç hem de dış düşmanlara karşı güvenilir bir kale olarak gören bir kısım insan vardır. Bazılarına göre ise İsrail, bırakın bir stratejik aktif olmayı, ABD'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini bozan ve bölgedeki Amerikan politikalarının iflasına neden olan stratejik bir pasiftir.
Sovyetler Birliği Filistin'de bir Yahudi devleti kurulmasına karar veren ve ardından İsrail'i hemen "dejure" tanıyan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda çoğunluğun sağlanmasında önemli bir rol oynadı. ABD daha çok tereddüt içindeydi ve tanıması ancak defacto oldu. Daha önemlisi, Amerikan hükümeti İsrail'e karşı kısmi bir silah ambargosu yürütürken, Çekoslovakya, Moskova'nın izniyle, hemen yeni devletin ayakta kalmasını sağlayan silahları gönderiyordu. İsrail devletinin kuruluşunu izleyen ilk on yılda, Amerika'nın İsrail devletiyle ilişkileri yine sınırlı ve dikkatliydi. 1956 yılındaki Süveyş Savaşı ardından, ABD İsrail, Britanya ve Fransız güçlerinin çekilmesini sağlamak için güçlü ve kararlı bir biçimde müdahalede bulundu. Savaşın ilk günlerinde temkinli bir tutum izleyip sessiz kalan Sovyet lideri Kruşçev, Arap yanlısı bir bildirinin ABD'yle bir çatışma tehlikesi doğurmayacağını fark etmiş ve sonra -ancak sonra-Arap yanlısı kesilmişti. 1967 yılına kadar İsrail silahlarını İngiltere'den değil, ağırlıklı olarak Fransa olmak üzere, Avrupa'dan sağlıyordu.
Son dönemlerinde Ayetullah Humeyni'nin ABD için söylediği Büyük Şeytan yakıştırmasının nedeni şudur: Kuran'daki Şeytan ne emperyalist ne de sömürücüdür; O bir ayartıcı, "insanların kalplerine kötülük aşılayan bir yoldan çıkarıcıdır"