Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin
kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hâle gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak
yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken bunun sorumlusunun toplum değil kendimiz oldugunu düşününürüz.
Acı, hem bedensel hem de ruhsal alanda iz bırakan sosyoekonomik çarpıklıkları yansıtır. Aşırı miktarlarda yazılan ağrı kesiciler acıya yol açan toplumsal koşulların üzerini örter. Sadece ve sadece tıp ve eczacılık alanlarına aktarılması acının bir dil, ve sonra bir eleştiri haline gelmesini engeller. Acının elinden nesnelliği, dahası toplumsallık niteliklerini alır. Palyatif toplum, ilaçlar ya da medya yoluyla oluşan duyarsızlık sayesinde eleştiriye karşı bağışıklık kazanır. Sosyal medya ve bilgisayar oyunları da anestezikler gibi etki gösterir. Toplumsal
süirekli anestezi, bilgi ve düşünmeyi engeller, hakikati baskılar.
Bedensel hisler içerisinde insan için yalnızca acı, teknesini yüzdürebileceği, onu denize taşıyacak suyu tükenmez bir nehir gibidir. Haz, insanın peşine düşmeye çabaladığı her yerde, bir çıkmaz olduğunu açığa vurur.
Walter Benjamin