Şehit Boyabatlı Mustafa'nın cebinden Çanakkale Destanı çıktı. Kilim gibi, türkü gibi, oya gibi, Kerem'le Aslı hikayesi gibi Anadolu işiydi. Nakaratı siperden sipere, bütün Çanakkale birliklerine yayıldı:
Bugün bizden vatan razı olacakAsker şehit, ordu gazi olacak...
Ömer Tuğrul İnançer, tasavvufi sohbetlerinde ve geleneksel Türk-İslam ahlakı üzerine yaptığı konuşmalarda dilimize yerleşmiş bu kalıpların inceliklerini sık sık açıklamıştır.
Islah, İmtihanla Olur
Islah, bir şeyin bozulan kısımlarını kırarak, dökerek, yontarak veya terbiye ederek düzeltmektir. İnsanın ıslah olması genellikle başına gelen musibetler, hastalıklar, maddi ya da manevi imtihanlar ve zorluklar neticesinde aklını başına devşirmesiyle gerçekleşir. Bu yüzden birine "Allah ıslah etsin" demek, dolaylı olarak "Allah seni bela ve imtihanlarla doğru yola getirsin" manasına gelebilir.
Hidayet İlhamla Olur
Hidayet ise kalbe doğrudan gelen bir nur ve ilahi ilhamdır. Kulun hiçbir zahmet, ceza veya musibet çekmesine gerek kalmadan, Allah'ın onun kalbine doğruyu fısıldaması, gönlünü doğrudan hakikate açmasıdır.Bu sebeple İnançer, müminlerin birbirine dua ederken imtihan ve meşakkat içeren "ıslah" yerine, doğrudan ilahi ikram ve kolaylık barındıran "hidayet" kelimesini seçmesini tavsiye etmiştir.
kalbin hakikatinden doğan ve ulvi olan insani ruhun da itidali (aheng) vardır. Ahlak ve riyazet ilmi onun itidalini bildirir. Bu şekildeki itidali, onun sıhhatinin sebebidir.
Mesela, ilim ve amel, dünyada kazanılır; fakat dünyadan değildir. Onlar insana arkadaş olup ahirete bile giderler. İlim, insanla aynen kalır. Amel, her ne kadar aynen kalmıyorsa da, eseri baki kalır.