Halkın dediği gibi; kazançların en kolayı da bu idi: ne okuma yazma ister, ne emek, ne de başka bir şey, insan bir defa başlamaya görsün, artık başka bir işe dönüp bakamaz.
Buna rağmen bugün Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı ile Lozan’ı çarpıtanlar, “savaş tazminatı” üzerinden Lozan’a saldırıp, “İsmet İnönü Lozan’da milyonlarca altını Yunan’a bağışladı!” diyebilmektedir.
Oysa o zamanki Yunanistan’ın Türkiye’ye ödeyeceği milyonlarca altını yoktu. Türkiye’nin, kasasına girmeyecek bir tazminat yerine Karaağaç’ı kurtarması ve başka somut kazanımlar elde etmesi ulusal çıkarlara çok daha uygundu.
Müttefikler Lozan’da Türkiye’den tazminat koparamadığı halde, Türkiye, Yunanistan’dan tazminat almaya hak kazandı, buna karşı hem Karaağaç’ı hem savaş sırasında Yunanların el koyduğu Türk gemilerini geri aldı, hem de savaş sırasında Türkiye’nin el koyduğu yunan gemilerinin Türkiye’de kalmasını sağladı. Ayrıca Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da müttefik uyruklarına verilen zararların Yunanlar tarafından ödenmesini kabul ettirdi. 
Ege Adaları da Lozan’da kaybedilmemiştir. Yunanistan’a bırakılan adaların 1913 (Londra Antlaşması) ve 1914’te (Atina Antlaşması) alınan kararlarla kaybedildiği Lozan’da açıkça ifade edilmiştir.