Samet Yalçın

Sekizin Merkezi
İki seneye yakın bir süre önce "Ne dilediğinize dikkat edin" demiştim. Büyük büyük konuşup aynı şeyleri yapmak pek çok insanın yazısındaki acı dolu bir paradokstur. Ben de aynı hataya düşerek fazla iyisini hayal etme gafletinde bulundum. Kendime haksızlık etmeyeyim hayallerimin bir çoğuna ulaştım ama bazen kayıplar ve gerçekleşmeyen olasılıklar göz önüne geliyor ve soruyorum kendime; "Daha iyisi olabilir miydi? Daha fazlasını yapamaz mıydın?" Şimdi bir beylik laf daha edip büyük konuşacağım; asla keşke demeyin. Çünkü keşkeler bizi döngüde tutan tuzak butonları gibidir ve her bastığınızda sonunda kendinizi aynı yerde bulacağınız göz boyayan renkli düşsel bir yolculuğa çıkarır. Bu yüzden sekiz rakamına yüklenen anlam hep boş helmiştir bana. Belki farklı bir yerde diğerinin hemen altında, belki daha büyük bir çember çiziyorsunuz ama en sonunda yine eski döngünüzün olduğu yere, iki çemberin kesiştiği merkeze dönüyorsunuz. Bu yüzden pişmanlıklarınızı kendinize saklayıp sekiz rakamından uzak durun. İki'den de. Çünkü o da yeni kedimizin ismi telifini alırım sürünürsünüz eheh.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O tüm benliğiyle bu savaşın bir parçasıydı ve savaş, Nirn demekti. Bu uçsuz bucaksız topraklarda asla ömrü yetmeyecekti her yeri görmeye. Ama gittiği her yerde mazide, halihazırda ya da tohumları yeni ekilen savaşlar görüyordu. Her girdiği orman tekinsiz yaratık ve çetelerle doluydu. Nirn buydu, büyük bir savaş alanı. -Pişmekte olan bir hikayeden. Gerçekliğin dokusundaki ince bir yırtığın ötesinde gördüklerim bazen çarpık ve kara , bazen de meleksi bir güzellikte. Hepsini sahiplenebildiğin kadar sen olursun. Bunu unutma genç 1k kullanıcısı. Reddettiğin her gerçek bir gün seni yalanlarla dolu bir çıkmaza sürükleyen fırtınaya esen tatlı bir yeldir. Zorluklarla başetmeyi seçseydim nasıl olurdu diye düşünüyorum bazen. Muhtemelen saçmalıyorum ve her şey daha kötü olurdu ama belki, sadece belki bu kadar kötüye evrilmezdi hayat. Savaş sadece hikayelerde güzel evlat eheh
Kaltak (Elizabeth Wurtzel)
Oh boii tırmalarcasına anlatılan insan doğası... Kesinlikle çok sevdim. Feminizm şeyleri belki ama onu da anlamak lazım
Ciddi ciddi yazma işine geri dönmeye karar vermek üzereyim bu aralar. Madem başa döndük her şey eksiksiz olmalı. Üç farklı medeniyeti anlatan bir kurgunun izindeydim en son. Aynı zamanda farklı çağları yaşayan medeniyetleri. Pek de bizim gerçekliğimizin uzağında değil aslında bu. Hepimiz aynı anda farklı çağlarda yaşıyoruz. Kimimiz zincirlerle zaptedilmişken kimileri bu zincirleri umursamazca kırıp atmış. İnsan doğası o kadar karmaşık ki herkesin zamanı ve algısı kendine özgü. Benimki de öyle. Ve şimdi dönüp bakınca arkada gördüğüm şey hastalıklı ve kötücül biri. Üç medeniyetin de başına bela olan kötülüğün hikayenin en güzel kısımları olmasına şaşmamak lazım. Kötü bir insan olsanız bile bunu kağıtlarda tutun, enstrümanınıza gizleyin. Sanırım yazmayı bırakınca kötü adam hikayelerini, karakterlerim tekrar bana musallat oldu. Edebiyata bu yönden bakan birini gördünüz mü daha önce? Hikayesindeki her sayfayı radyoaktif atık torbası olarak kullanan birini? Tabi ki bu yazılan şeyin özel oluşunu ya da değerini etkilemiyor benim açımdan. Ama ilk kez görüyorum ki yazmak bana çok faydalıymış. Okumak da öyle. Özlenen şeye dönmek ise en güzeli.
Siyaset
Penrose merdiveni denen şeyi duymuşsunuzdur. Hepsi birbirine çıkan merdivenlerden oluşan bir paradoks. Geçen sene bu merdivende yeni bir tura başladım. Tırmanış çok zorlu ama keyifli oldu. Çünkü bir üst katta hedeflenen çok büyük şeyler vardı. Fakat yerçekiminde bir gariplik ve ufak bir baş dönmesinden sonra kendimi bir sonraki merdivende buldum. Aşağı iniyordum ama farkında değildim. Yola devam ettim. İniş çok hızlıydı. Ayağım takıldı ve aşağı yuvarlandım. Kalktığımda başladığım yerde olduğumu fark ettim. 1 yıl öncesini hatırladım. Değişim rüzgarları esiyordu. Büyük kararlar alıp hepsini teker teker gerçekleştirmiştim korkusuzca. Okuma alışkanlıklarım bile değişmişti. Amerikan Tanrıları'nı alacaktım en sonunda. Ama her şey kumdan kale gibi toz oldu bir anda. İşin güzel yanıysa yarın Amerikan Tanrıları'nı hediye edecek arkadaşım. Sanırım her şey yeniden başlıyor. Ama bu sefer merdiveni tırmanmak yerine usulca aşağı bırakacağım kendimi. Döngüyü yıkacak ve en sevdiğim şeyi yapacağım; yolculuk.