Samet Yalçın

Ciddi ciddi yazma işine geri dönmeye karar vermek üzereyim bu aralar. Madem başa döndük her şey eksiksiz olmalı. Üç farklı medeniyeti anlatan bir kurgunun izindeydim en son. Aynı zamanda farklı çağları yaşayan medeniyetleri. Pek de bizim gerçekliğimizin uzağında değil aslında bu. Hepimiz aynı anda farklı çağlarda yaşıyoruz. Kimimiz zincirlerle zaptedilmişken kimileri bu zincirleri umursamazca kırıp atmış. İnsan doğası o kadar karmaşık ki herkesin zamanı ve algısı kendine özgü. Benimki de öyle. Ve şimdi dönüp bakınca arkada gördüğüm şey hastalıklı ve kötücül biri. Üç medeniyetin de başına bela olan kötülüğün hikayenin en güzel kısımları olmasına şaşmamak lazım. Kötü bir insan olsanız bile bunu kağıtlarda tutun, enstrümanınıza gizleyin. Sanırım yazmayı bırakınca kötü adam hikayelerini, karakterlerim tekrar bana musallat oldu. Edebiyata bu yönden bakan birini gördünüz mü daha önce? Hikayesindeki her sayfayı radyoaktif atık torbası olarak kullanan birini? Tabi ki bu yazılan şeyin özel oluşunu ya da değerini etkilemiyor benim açımdan. Ama ilk kez görüyorum ki yazmak bana çok faydalıymış. Okumak da öyle. Özlenen şeye dönmek ise en güzeli.
Siyaset
Reklam
Penrose merdiveni denen şeyi duymuşsunuzdur. Hepsi birbirine çıkan merdivenlerden oluşan bir paradoks. Geçen sene bu merdivende yeni bir tura başladım. Tırmanış çok zorlu ama keyifli oldu. Çünkü bir üst katta hedeflenen çok büyük şeyler vardı. Fakat yerçekiminde bir gariplik ve ufak bir baş dönmesinden sonra kendimi bir sonraki merdivende buldum. Aşağı iniyordum ama farkında değildim. Yola devam ettim. İniş çok hızlıydı. Ayağım takıldı ve aşağı yuvarlandım. Kalktığımda başladığım yerde olduğumu fark ettim. 1 yıl öncesini hatırladım. Değişim rüzgarları esiyordu. Büyük kararlar alıp hepsini teker teker gerçekleştirmiştim korkusuzca. Okuma alışkanlıklarım bile değişmişti. Amerikan Tanrıları'nı alacaktım en sonunda. Ama her şey kumdan kale gibi toz oldu bir anda. İşin güzel yanıysa yarın Amerikan Tanrıları'nı hediye edecek arkadaşım. Sanırım her şey yeniden başlıyor. Ama bu sefer merdiveni tırmanmak yerine usulca aşağı bırakacağım kendimi. Döngüyü yıkacak ve en sevdiğim şeyi yapacağım; yolculuk.
'Cause when I look at me, I don't see what they see I feel ashamed, greedy And lately I've been contemplating Escaping to get away and go wherever this road takes me It's making me crazy, what's in my head?
Wheel of time serisine hiç başlayamadım. Ve bu bir takıntı haline geldi. Başlamak istemiyorum o seriye çünkü hep o gizemli devasa kulliyata olan saygımı koruyayım, korkayım ondan diyorum. Yoksa bu bir yanılgı mı? Kendimi mi hapsediyorum bu karanlık düşüncelere? Oysa tarihin alanında en iyi iki eserinden biri... İnsan bazen uzaklaşmak istiyor ama sonunda elde ettiği okunmamış daha fazla sayfa oluyor. Sanırım sorun bende; çok tembelim.
Amerikan Tanrıları
Son kitapçı seferimde elimde iki kitapla gezerken geldin aklıma. Malum, senden uyarlanan dizi 1 hafta sonra başlayacaktı. Belki süre azdı ama bilirsin; mesele son anda gelen hız ve yetenekse benden iyisi yoktur. Hemen top sakallı görevli abiye sordum seni. "Ooo çok iyi kitaptır" dedi ve hemen bizi peşine takıp sen ve kardeşlerinden oluşan bir yığının önüne getirdi. Demek dizi öncesi seri üretim ve tanıtımlar başlamıştı sizi gerçek Amerikan tanrıları ne iyi biliyorsunuz siz işinizi... Sonra seni alıp bana uzattı. Görevli işinin başına döndü, Tugay ise Nejat İşler otobiyografisini kurcalamaya başladı. Benim tüm dikkatim sendeydi. Tatlı kapak tasarımını inceleyip hemen ilk sayfanı gözden geçirdim. Sonra arkanı çevirip yazıyı okudum. Gözüm bir an alta kaydı ve 32TL'lik etiketi gördüm. Belki Neil usta o kadar istemezdi bizden fakat paranın tanrıları bekliyordu kasada salyalarını akıtarak. "Bir dahaki sefere" deyip bıraktım seni yerine. Ertesi gün yatacak yüklü faturam olmasa şimdi benimdin. Ama beni de başka güçler kontrol ediyor biliyorsun. Elimde iki incecik mücevher kitapla kasaya yürüdüm ve senden uzaklaştım. İki çok güzel kitabım oldu ama seni unutmadım tatlım. Kısmet olursa seni yarın alacağım, belki de haftaya. Ama bu filmin sonunu ikimiz de biliyoruz dostum :)