- Bilir misin evlat, kolunu kaybettiğinde uzun bir süre hâlâ orada sanırsın. Bu psikolojik bir şey. Ona pişirdiklerimden az biraz götürüyorum, ancak onda hayat yok.
Şu fasulyeye, şu yavan çorbaya bakıyorum, ardından ona bakıyorum ve “Yela” diyorum,
O ise hiçbir şey demiyor.
Ardından o “Rade” diyor, bense hiç...
İşte biz, evlat, birbirimizi görebilecek ve artık yaşamadığımıza kanaat getirecek kadar hayattayız.
Hepsi bu.
İnsanlar, karanlıkta yalnız kaldıklarında değişirler.
Bu süreç, duygudan yoksun gelişir.
Sabahleyin yatağına güzelce uzanmış bir adamın, akşamına saçlarına aklar düşmüş bir şekilde uyandığı bir hikaye biliyorum.
Rüyasında ne gördüğünü söyleyecek tek bir kişi bile yok.