H.Chinaski

Kısa ömürlü deneyim anında, dünyevi emel boş bir sapmadan başka bir şey değildir. Zira en hudutsuz aşırılığındanç arzu, bulantı değilse nedir? Baş döndürücü şahikasında dünyevi şeref, varoluşa duyulan bir nefret değilse nedir? Aşırı zenginlik, yoksulluk değilse nedir?
Reklam
Belli bir anlamda, İyi olanı tarif etmek için pek az sözcüğe ihtiyaç vardır. Koşulsuzca, şartsızca, ödünsüzce iyi olan, kişinin başka hiçbir duygu yahut niyetle karışmadan isteyebileceği ve istemesi gereken mutlak surette tek şeydir. Başka bir şey istemeyi deneyen kişi, gerçekte tek bir şey istemediğini keşfeder. Başka bir şeyi istemeyi denemek ve istemek bir hezeyan, bir yanılsama bir kandırmacadır. Çünkü kişi en derinlerinde iki fikirlidir ve iki fikirliliğe mahkumdur. Ancak İyi, tek bir şey olarak istenebilir
Fiziksel varoluş bakımından, kişinin pek bir şeye ihtiyacı yoktur; dahası kişi, ihtiyaçları azaldığı ölçüde kusursuzlaşır. İnsanın Tanrı'yla ilişkisinde ise bu durum tersine çevrilmiştir: Tanrı'ya ihtiyaç duymak utanılacak birşey değil kusursuzluğun ta kendisidir.
İnsan soyunun büyük hatası, artık bireylerin olmamasıdır. İkiye bölünmüş vaziyetteyiz. Bir kitap eskiyip partallaştığında cildi ayrılır ve sayfalar dökülür. Keza, bu devirde biz de bütünlüğü bozulup darmadağın olmuş haldeyiz. Kavrayışımız, hayal güçlerimiz bizi karakter bütünlüğü içerisinde tutmuyor. En yüksektekine kur yapan omurgasız pısırıklardan başka bir şey değiliz biz.
Hiç kimse sahici bir ben olmaya cesaret edemiyor; herkes bir tür "beraberlik" içerisinde gizleniyor. Duyarlı organların bedende korunduğu ve nesnelerle doğrudan temas içinde olmayışı gibi biz sıradan insanlar da ebedi olanla kişisel, dolaysız bir temasa girmeye korkuyoruz. Bunun yerine geleneklere ve başkalarının sesine bel bağlıyoruz. Hakikat'in önünde bireysel sorumluluktan korunan bir yaşam süren bir numune ya da nüsha olmaktan memnunuz
Reklam