Tekerrür ve anımsama aynı devinimdir, sadece zıt yönlüdürler; zira hatırlanan şey vuku bulmuştur, geriye yönelik tekerrür eder, halbuki asıl tekerrür ileriye yönelik anımsanır. O yüzdendir ki, tekerrür -eğer mümkün ise- bir insanı mutlu ederken, anımsama mutsuz eder, yani insanın kendine yaşayacak zaman tanıdığı ve daha doğduğu anda yaşamdan dışarı sıvışmak için bir mazeret bulmadığı, misalen, bir şey unutmuş olduğunu öne sürmediği nazara alınırsa.
"Yunan filozof, hakikati kendi doğumundan önce var olagelmiş bir ebediyette ararken, Hıristiyan, kendi ölümünden sonra var olagelecek bir ebediyeti bekler sabırsızlıkla."
Tanıdığımızı sandığımız, sabit bir sığınak olduğunu düşündüğümüz geçmişe tutunmanın ve teselliyi orada aramanın sebebi, geleceğin öngörülemez başkalığı karşısında duyduğumuz kaygı ve korku mu? Tümüyle olumsal bu hareket iradi seçimlerle mi örülür, yoksa iradenin bilinmeze ve başkalığa teslim olmasıyla mı ?
Varoluş hareketi kavramda asla tam olarak kapsanamaz. Dolayısıyla yaşamı salt kavramsal-mantıksal düzlemde anlama çabası, varoluşun hareketini dondurmakla ve ıskalamakla sonuçlandığı gibi, varoluşun dışında, hayal ürünü bir konumu işgal etmeyi gerektirdiği için yanıltıcıdır da. Kısacası, ileri doğru akan varoluş hareketi ile geriye dönük kavramsal düşünce arasında katedilmesi ve çözülmesi imkânsız bir uyumsuzluk vardır.