Elleri vardı, siz bilmezsiniz
Ben tek başımaydım, onlar ise yalnızdı
Şubattan kalan bir gece yarısıydı sanki bütün caddeler
Yine yenik ve gazetesiz ayrılıyorduk bir çağdan
Çağın canı cehenneme
Cennet nereye düşer şimdi
Annesinden dayak yerken sorunca çocuk
Ellerin vardı, sen de bilmezdin
Hatırı sayılmak kimsenin aklına gelmeyen bir yoksul gibi
Karşında duruyordum
Senin için ıslak mendilleri kurumuş evlerin önemi yoktu
Patrona Halil, ilk posta teşkilatı ve
Çekinerek kızının evinde ayaklarını uzatan babaların
Kaldım, bir yanım alacaklı tarih, diğeri aşk.
Radyoların canı cehenneme
Ben bir şey demesem Allah yine de anlıyordu
Elleri vardı, demedim kimseye
Başına ne gelirse hepsi yaşamaktan
Ve bir çocuğun oyuncağının ardında yitip giden elleri
İki keder arasında gülmek doğru sayılmaz
Bir parkın yoldaşıydım sanki
Hiçbir Richter tespit edemese de
Richter’in canı cehenneme
Titriyordu elleri
Elleri vardı, siz bilmezsiniz
Bir gülse kansere ve bana
Yani durmadan çocukluğundan bahseden bana çare bulunacaktı
Ölüm ruhumuzu ne hale getiriyor kim bilir? Onu ne hale sokuyor? Ondan aldığı ya da ona verdiği nedir? Onu nereye koyuyor? Etten gözler veriyor mu ona arada sırada, dünyaya bakması ve de ağlaması için?