Kitap olsun film olsun, bir insanın yaşadığı yerden uzaklaşıp sonra tekrar döndüğünde geçmişin yâd edilerek, kahramanın geçmiş ve mevcut durumu ile bağ kurularak yaşam öyküsünün  anlatıldığı eserler hep ilgimi çekmiştir.
Ay ve Şenlik Ateşleri de tam olarak bunu sağlıyor. Ancak kısa bir eser olmasına rağmen çok fazla isim ve detay olduğunu düşünüyorum, bu da biraz okuyucuyu yoruyor.
Yazarım üslubu dil kullanımı genel olarak başarılı. Sonu itibarıyla de çarpıcı bir eser.
Bir seyahatte kolaylıkla bitirilecek hoş bir eser..
Bir kitap düşünün ki içinde aşktan savaşa, felsefeden mafya dünyasına, kaçakçılıktan hapishane hayatına kadar her şey olsun…
Bazı kitaplar hakkında inceleme yazmak yorum yapmak gerçekten zordur hele böylesine hacimli böylesine yaşanmışlıklarla dolu bir kitap için…
Kitabı bitirip sıcağı sıcağına bu incelemeyi yazmak istedim. Öncelikle bu kitabın ismini duyan, fakat okumak konusunda tereddüt duyan herkese tereddütlerinin boş olduğunu ve kitabı hemen okumaya başlamalarını ısrarla tavsiye ederim.
Kesinlikle kitabın hacmi gözünüzü korkutmasın. Bir başladığınızda elinizden düşürmeyeceğiniz bir eser. Kitabın bence en güzel yanı, hikayenin gerçek olaylara dayanması ve kahramanın yazarın kendisi olup hala hayatta olması ve kitapla ilgili YouTube’da çeşitli röportajlar vermiş olması diye düşünüyorum.
Girişte de bahsettiğim gibi kitap, hayatın içinden hemen her şeye değiniyor. Ve bunu yaparken o kadar ustalıkla yapıyor ki adeta kahramanın yanında olayları birebir yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz, bir nevi kitap sizi içine çekiyor.
Yazarın üslubu oldukça güzel. Edebi kalite içeren çok fazla pasaj olduğunu söyleyebilirim. Bazı kısımların gereksiz uzatıldığını düşünsem de bunlar 850 sayfalık kitap içerisinde en fazla 50 sayfadır. Anlayacağınız kitap dolu dolu bir okuma deneyimi vaad ediyor.
Dizisinin de çekildiğini ancak ilk sezonunda final yapmak durumunda kaldığını okudum. Gerçekten bir filme değilde ancak sezonluk bir diziye mâl olacak, konu aksiyon ve yoğunluğun olduğu bir eser. Kısaca modern zaman klasiği cümlesini hak eden bir eser.
Sanırım ilk defa bu kadar uzun bir yorum yazıyorum bir kitapla ilgili, fakat okuduğunuzda neden bu kadar uzattığım konusunda bana hak vereceğiniz de düşünüyorum.
Kesinlikle okumanızı şiddetle öneririm .
Bu kitap son dönem yaptığım okumalarda akıcı ve sürükleyici bir dile sahip eserlerden biri idi. Her ne kadar okuduğum eserlerde “edebiyatı” öncelesem de bu kitabın, Ermeni tehcirini ve o dönem yaşanan olayları anlatması sebebiyle motivasyon kaynağım olay akışı oldu.
Yazarın dili oldukça akıcı ve berrak. Okuyucuyu hiç sıkmıyor ve dikkatini neredeyse hiç dağıtmıyor. Ermeni tehciri meselesine tarafsız bir gözle bakmaya çalışmış olması benim için kitabın pozitif yönlerinden oldu. Bu coğrafyanın kaderi maalesef hiç değişmiyor, geçmişte mağduriyetler ve mağdurlar üreten coğrafyamız güncel halinde de maşallah! performansından hiçbir şey kaybetmiş değil! 
Osmanlı’nın son dönemine ilişkin okuma fırsatı arayanlar için gayet doyurucu bir eser, okuyacaklara tavsiyedir.
Spoiler vermeden anlatılması pek mümkün olmayan bir eser konusu itibari ile öncelikle bunu belirtmem gerekiyor.
Tek kitapta toplanan bu üç romanda, ilk bölüm yani ilk kitap akış ve hikaye ağırlıklı diyebiliriz ikinci kitap daha çok psikolojik tahliller üzerine üçüncü kitap ise tam bir kafa karışıklığı… Özellikle birinci kitapta savaşın çarpıcı acımasız yüzü çok ön planda. Çocukların da içinde yer aldığı rahatsız edici konular(şiddet-işkence-cinsellik) yine rahatsız edici şekilde betimleniyor, açık bir dil kullanımı var, bir kısım okura itici gelecektir bu durum.
Genel olarak yazarın dili kendisini okutmayı başarıyor. Ancak başta söyledigim gibi üçüncü kitabı okumadan ilk iki kitabın hiçbir anlamı yok. Fakat sadece ilk kitabın filmi çekilmiş bu da enteresan bir durum oluşturuyor.
Klasik hikaye akışından sıkılan ve farklı bir okuma deneyimi arayan okurlar için kaçırılmaması gereken bir eser.
Dört başı mamur bir roman okumak istiyorsanız kesinlikle kaçırmayın!
Bir yaşamın serencamesini tafsilatlı bir şekilde konu edinen romanları hep sevmişimdir. Özellikle Çin ülkesinde geçen ve çoğu zaman trajik lirik ögeler içeren kitaplar hele bir de akıcı bir dille anlatılıyorsa çok lezzetli geliyor bana.
Yazarımız ömrünün büyük bir kısmını Çin’de geçirmiş ve buradaki gözlemlerine dayanarak bu kitabı kaleme almış. Kitabın dili oldukça sade hikayesi ilgi çekici. Bir başladığınızda sonunu kolaylıkla getirebileceğininiz tek nefeste okunabilecek bir eser.
İnsanoğlunun varlık ile yokluk imtihanları, kadın, toprak, şehvet ve açlık konuları oldukça güzel işlenmiş. Kitabın dili bence oldukça samimi, okuyucuyu kolaylıkla yakalamayı başarıyor yazar.
2025 yılında okuduğum en iyi ilk üç eserden biri diyebilirim. Okuyacaklara tavsiyedir. 
 
Mübarek ToprakPearl S. Buck · Kafka Kitap · 2021197 okunma