Ne olimpiyat yarışlarında kazanılan zaferler, ne de muharebelerde elde edilen galibiyetler mutlu kılar insanı. Yalnızca kendi üzerinde kazandığı zaferler bahtiyar eder onu. Nefsin tuzaklarına karşı koymak en büyük savas demektir. Bir kere, iki kere, birçok kere bozguna uğradın. Pes etme! Galip gelirsen sanki hiç yenilgi tatmamış bir insan gibi ömrűn boyunca mesut olursun.
Eğer Tanrı koruyup gözetmen için sana bir yetim emanet etseydi, ona özen gosterir ve bu kadar kıymetli bir emanete ziyan gelmesine meydan vermezdin.
Oysa koruyup gözetmen için seni sana emanet etti. Dedi ki: "Seni daha sadık, daha sefkatli bir velinin ellerine teslim edemezdik. Bu çocuğu, fıtratı icabı neyse öylece koru, gözet. Onu tüm saflığıyla, vefasıyla, asaletiyle, her türlü ihtiras ve karmaşadan uzak tutarak yetiştir!"
Oysa sen kendini ihmal ediyorsun. Ne vefasızlık, ne cinayet!
Uzun veya kısa bir piyeste yönetmenin sana verdiği rolü oynamak zorunda kalan bir aktör olduğunu unutma. Eger senin dilenci rolünde oynamanı münasip görmüşse, rolünü mümkün olduğunca iyi oynamalısın. Eğer bir topal veya prens veya ayaktakımından biririn rolünü oynamanı uygun görmüşse, yine başka türlü hareket etmemelisin. Zira sana düşen verilen rolü iyi oynamaktır. Fakat bu rolü seçmek başkasına aittir.