"Evdekileri kendi cephene çektiğin yetmedi, sıra Burhan'a mı geldi?" diye sordu Miran alayla. Şükran ve Ebrar'ın onu çok sevdiğini biliyordu.
"Yıldırım hâlâ senin."
"Onu da kendi cephene çekecek misin?"
"Yok, o sana çok sadık. Beni kırar seni kırmaz."
Helin bu konuda haklıydı. Herkes ihanet eder ama Yıldırım etmezdi. "Adamın gözünü korkutmuşsun, onun da senin cephene katılıp bana diş bilmesi an meselesi." "Senin de bugün her şeyi abartasın geliyor." Zeytinin çöpünü ağzından çıkarıken kocasını oyunbaz ifadesiyle kınadı. "Hangi çalışanın sana diş bilemiş?"
Miran durup düşündü. "Sen beni iyi dinledin mi?"
Helin kuşkuya düştü. "Neden ki?"
"Diş bilemesi an meselesi dedim."
"E ben de sana hangisi diş bilemiş ki Yıldırım diş bilesin demeye getirdim."
Miran tuzağa düşmenin vermiş olduğu tatsızlıkla yüzünü buruşturdu. "Dilini tarlaya eksek toprağı yutar."
Helin zafer dolu kahkahasını patlattı.
"Kaybetmenin acısı sana ağır geldi galiba."