Tatlıya bağlanmak için önüne bir kavga meselesi getirdiklerinde yeryüzünde neden bu kadar anlaşmazlığın olduğunu, hayat ve yaşamın tatlılığı uçsuz bucaksız önlerine açıldığı halde insanların sahip olmak için ufak tefek kıskançlıklarla birbirlerine eziyet etmelerini anlamıyordu.
Öncesinde bir savaşçı olan bir adamın kendini büyük bir hata işlediğini düşünerek ilk başlarda adaletinden herkesin emin olduğu bir yargıç sonrasında da kendini günahlardan uzak tutmak için ülkenin kraldan sonra en saygın kişisinin kendini ormanda sadece Tanrı ya dua için adaması ve sonrasında öldüğünde kimsenin onu tanımamasını anlatan kısa ancak içi altın kadar değerli bir öykü.
''Ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek istiyordum! Yaşamdan olmayan her şeyi bozguna uğratmak. Öldüğümde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek.''
Sayfa 119 - Bilge Kültür Sanat Yayınları·Kitabı okudu