“Hangi güç bu bezgin, düşünceli gözlere parlaklık verdi? Bu çökmüş, solgun yanaklara kan nereden geldi? Bu yumuşak yüz çizgilerine tutkuyu kim verdi? Bu göğüsler neden kabarıp kabarıp iniyor? Bu soluk yüzlü kıza birdenbire bu canlılığı, diriliği, güzelliği veren nedir? Kim onun yanaklarına bu gülücüğü kondurdu? Bu hayat dolu, şen şakrak kahkahaları veren kimdir?” diye sorarsınız kendi kendinize.
Övünerek açıkladı:
"Hiç kimsenin, kendinden emin olup, 'işte, Arsen Lüpen!' diyememesi iyi bir şey. Esas olan, hata yapma korkusu olmadan,'Bunu Arsen Lüpen yapmıştır' diyebilmek.
Görünüşü nasıldı peki? Nasıl anlatabilirim ki? Arsen Lüpen'i yirmi kez gördüm, yirmisinde de bana farklı bir kişi olarak göründü ... Ya da daha doğrusu aynı kişi, yirmi farklı aynanın yansıması gibi her defasında çarpıtılmış görünüşler, kendine has gözler, özel yüz hatları, farklı mimikler, beden ve karakterle karşıma çıktı.