Her şey anlamsız. Yaşadığımı anlamıyor insanlar, halden anlamıyorlar. ''Neden böylesin?'' demiyorlar. Olsam ya da olmasam umurlarında bile değil. Kimseye gerekmiyorum. Ölsem üzülecek yok. Böyleyken ölmek bile anlamsız...
Unutmak demek yaşanan şeyin önemini yitirmesi demek değil miydi? Unuttuğumuzu sandığımız nice şey bir gün apansız çıkıp geldiğinde bu yüzden mi tedirgin ediyordu bizi?
Mutlu değilim. Kendimi çoğu kez mutlu bulsam da... Öyle olduğuma inanmaya çalışıyorum hepsi bu. Günün belirli saatlerine sıkıştırılmış oyalanmalardan öte ne var yaşamımda? Tümünün uydurulmuş avuntular olduklarını gece olup da kendimi evde buluverince anlıyorum. İçimde sürdürüp durduğum bir ağlama isteği var. Sonsuz. Doluluk ki nasıl. Boşalamıyorum bir türlü. Direncim öfkeye kesiyor, öfkem umarsızlığa.