Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.
Sizi gerçekten çok sinirlendiren ve kızdıran birini düşünün. Sonra gözlerinizi kapayıp bu kişiye minik bir çocuk olarak hayal edin. Onların minicik yüz hatlarını ve masum bakan gözlerini görmeye çalışın. Unutmayın ki çocukların hata yapması doğaldır ve hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Şimdi saati bir anda yüz yıl ileriye alın ve aynı kişiyi yüz yaşında ölüm döşeğindeyken gözünüzde canlandırın. Solgun ve yıpranmış gözlerini, dudaklarındaki hafif tebessümü görmeye çalışın. O tebessümde artık hayatı anlamış olmanın bilgeliği ve yapılan hataların sessiz itirafları vardır. Unutmayın ki bizim de yüz yaşına gelmemize ya da ölüm döşeğinde yatmamıza sanıldığı kadar çok kalmamıştır.
...Yeterince derinlemesine bakabilirseniz, hem insanlarda hem de sizi bunaltan durumlardaki art niyetsizliği görebilirsiniz. Bunu görmek sizi daha sabırlı ve sakin bir insan yapacak, ve tuhaftır, ama eskiden sizi sinirlendiren çoğu durumdan zevk almaya başlayacaksınız.
Karşınıza çıkan herkes size bir şey öğretmek için gelmiştir. O sinir bozucu şoför ya da saygısız genç size sabır dersi vermek için, kulaklarınızı patlatan punk şarkıcısıysa, size hemen yargılara varmamanız gerektiğini öğretmeye gelmiş olabilir. Öğrenmeniz gereken ders, "halden anlamak" olabilir... Yapmanız gereken tek şey bakışınızı, "neden bana bunu yapıyorlar?" sorusundan, "bana ne öğretmeye çalışıyorlar?" açısına çevirmektir.