Dante

Dante
@Thegallavich
ÇARESİZLİK...
Manon saatlerce muharebe meydanında diz çöktü. Yanında Abraxos’la. Onların yanında, On Üçler’le kalabilirmiş gibi. Biraz daha. Ve uzaklarda, karla kaplı dağlarda, bir zamanlar muhteşem bir şehrin şimdiki harabelerinin önünde çıplak ovada bir çiçek açmaya başladı.
Sayfa 732·Kitabı okudu
Reklam
Spoiler
Manon dizlerinin üzerine çöktü. Küller yükseldi. Kanat çırpar gibi. Manon'ın yüzündeki gözyaşlarına takılırken kar kadar yumuşaktılar. Abraxos, Manon'ın yanına uzandı. Manon dizlerinin üzerine çöküp ağlarken kuyruğunu ona doladı. Manon arkasına baksa orada Glennis'i görecekti. Bronwen'i. Petrah Mavikan'ı. Aedion Ashryver'ı, Lysandra'yı ve Ren Allsbrook'u. Prens Galan'ı, Yüzbaşı Rolfe'u, Briarcliffli Ansel'ı, Ilias'ı ve onların yanındaki Fey asilzadelerini. Arkasına baksa onların ellerindeki küçük, beyaz çiçekleri görecek Sonra o çiçekleri kış ortasında nasıl ve nereden bulduklarını merak edecekti. Arkasına baksa onların arkasında toplanan insanları görecekti. Öyle çok insan vardı ki kalabalık şehir kapılarına dek uzanıyordu. Arkasına baksa Crochan'lerle ve Demirdişler'le yan yana dikilen insanları görecekti. Hepsi On Üçleri onurlandırmak için oradaydı. Fakat Manon arkasına bakmadı. Onunla gelen, onunla oraya kadar yürüyen li- derler kavrulmuş, kanla kaplanmış toprağa çiçeklerini koyarken bile. Gözyaşları akarken, On Üçleri onurlandırmak için getirdikleri adakları yere bırakırlarken. Konuşmuyorlardı. Onların peşinden gelen insanlarda. Birkaçının ellerinde çiçekler olsa da çoğu On Üçler'in öldüğü yere yerleştirmek için taşlar getirmişti. Kişisel eşyalarını getirenlerde olmuştu. Patlama alanının üzeri örtülene dek. O kanlı alanda bir çiçek bahçesi bitmişti sanki.
Sayfa 3·Kitabı okudu
Bittim.
Sağ kolu, kuzeni, dostu gülümsedi. Gözleri yıldızlar kadar parlaktı. "Yaşa, Manon." Manon ona hayretle baktı. Asterin'in gülümsemesi daha da yayvanlaştı. Manon'ı alnından öptü. Sonra tekrar "Yaşa," diye fısıldadı.
Sayfa 726·Kitabı okudu
KAVUŞMA ANLARI...
Aelin'ın yüzünden aşağı gözyaşları süzülürken kimse konuşmadı. Sebep Chaol'un orda oluşu değildi. Bastonunu eline alıp aksak adımlarla Aelin'a doğru ilerlerken Chaol bunu fark etti. Chaol'un ayakta olması yürümesiydi. Genç kraliçe neşeli bir kahkaha atıp kollarını Chaol'un boynuna doladı. Chaol'da Aelin'ı kucakladı. O an tüm sorular aklından çıkıverdi. Chaol'un kollarından ayrılan Aelin titriyordu. "Biliyordum," diye mırıldandı. "Başaracağını biliyordum." Chaol güçlükle konuşarak "Tek başıma başarmadım," dedi. "Aelin," dedi, "izin ver tanıştırayım, bu..." Chaol'un karısı kocasının yanına gelirken kraliçe "Yrene Towes," diye fısıldadı.
Hâlâ çiçekler vardı. Bu dünyanın, bu cehennemin bir yerlerinde çiçekler açıyordu.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam