Manon Siyahgaga "Efendimiz yok bizim," dedi. Bir kraliçenin sesiyle konuşuyordu. Altın rengi gözleri ışıldıyordu. "Bir dostu şereflendirmeye geldik."
"Buraya gelmemizin nedeni Aelin Galathynius'a verilen sözü tutmak. Onun bize söz verdiği şey için savaşmak."
Darrow sessizce "Neymiş o peki?"
Manon gülümsedi. "Daha iyi bir dünya."
"Aedion beni affetmeyi seçerse."
"Affedecek," dedi Chaol.
"Neden bu kadar eminsin?"
" Çünkü sen onun babasısın," dedi. "Aranızda ne olursa olsun Aedion seni affetmeyi isteyecektir hep." İşte Chaol'un kendi gizli utancı buydu. Babasının yaptığı onca şeye rağmen içinde kopan savaş. Annesinin yazdığı bir sandık dolusu mektuba rağmen.
"Aedion kendince senin Aelin'ı Aelin'ın ya da Rowan'ın değil, onun hatırı için kurtarmaya gittiğini fark edecektir. Yine onun için onlarla kalıp bu orduda savaştığını da."
Aslan kuzeye baktı. Gözleri parladı. "Umarım haklısındır."
Gavriel yaptığı ve yapacağı her şeyi Aedion için yaptığı fikrini inkar etmeye yeltenmedi. Kuzeye, mutlak bir cehenneme onun için at sürdüğünü inkar etmeye.
Savaşçı atıyla Chaol'dan uzaklaşacakken Chaol'un ağzından
"Keşke... Keşke şanslı biri olsaydım da babam sen olsaydın," sözleri dökülüverdi.