📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kuzen... En sevdiği unvanı işte buydu. Kuzen, akraba, koruyucu. Bunlar içinde gizlediği, kuzey rüzgârı Geyikboynuzu Dağları'nın arasında ıslık çalarken kendi kendine mırıldandığı gizli isimlerdi bunlar. Bazen rüzgârın sesi infaz alanlarına götürülen insanların çığlıkları gibi olurdu. Bazen ise Aelin'in sesine benzerdi; Aedion'ın sevdiği, kraliçesi olması gereken ve bir gün kanla bağlılık yemini edeceği Aelin.
"Ben..." Aedion'ın dişleri ışıkta parladı. "Çok şey yapmaya zorlandım. Ahlaksızca, rezil şeyler. Yine de hiçbir şey bana kendimi o adama halkımı katlettiği için teşekkür ettiğim anki kadar kirli hissettirmedi."
Aedion tek tek odadakilere bakarken Chaol'un yüreği parçalandı.
Çünkü kısacık bir an için o turkuvaz gözler Chaol'unkilerle buluştuğunda içlerinde ne öfke ne de ihtişam vardı. Orada sadece Aedion'ın asla göremeyeceği kraliçesine gönderdiği bir mesaj vardı. O mesajı anlatacak sözcük de yoktu: O sevgiyi, o ümidi ve o gururu. Kraliçesinin nasıl bir kadına dönüştüğünü öğrenemeyecek olmasının kederi. Aedion'ın
Chaol'un hayatını kurtararak Aelin'e verdiğini düșündüğü armağan.