Beden ne kadar iyi durumda olursa olsun, kendi iyiliğiyle insanın içini iyi edemez. Tersine insan, içi iyiyse, bedenini az çok iyileştirebilir, ne dersin?
Öyleyse sözün, müziğin, şeklin güzelliği, ritmin yerindeliği, bütün bunlar insanın saflığına bağlıdır. Saflık derken de, budalalık demek istemiyorum. İnsan tabiatını gerçekten iyilik ve güzellikle süsleyen bir düşünce olgunluğu demek istiyorum.
-Savaştan iyilik mi gelir, kötülük mü? Bunu şimdilik bir yana bırakalım. Savaşların nasıl ortaya çıktığını gördük. Savaş, teklerin hayatında olduğu gibi, toplumun hayatında da kötülüklerin kaynağı olan şeyden, başkalarından çok mal edinmek hırsından doğuyor.
Babalar oğullarına doğru adam olacaksın derler, doğru yolu gösterirler; eğiticilerin yaptığı da budur. Ama doğruluğu, doğruluktur diye değil, insana iyi ün kazandırdığı için överler. … Onlar için önemli olan ün kazanmaktır. Tanrıların da beğenmesini hesaba katarak, dini bütünlerin kavuşacağı nimetleri saymakla bitiremezler.