Sana yemin ediyorum. Her neredeysen gelip seni bulacağım. Eğer öldüysen, pesinden koşacağım. Ölümden sonra hayat yoksa da, sana kavuşmak için, onu yaratacağım. Çünkü sana âşığım.
Bilmekten öte hissetmekle gidilen bir yerde. Enstrümanların adı bilinmese de, hayatta ilk kez duyulan klasik müzikten, sulanan gözlerin yağmur damlası olup ışığı yedi renge böldüğü bir yerde... Cehalet ve bilgeliğin hiçbir anlam ifade etmediği bir yerde... Oğuz Atay nerede duruyorsa, orada... Tutunamayıp nereye düştüyse orada... Belki de düşmeyip yerçekiminden muaf olduğunu fark ettiği anda... Tutunarak değil, uçuşarak gittiği yerde...
O gece, iki mezar arasında uyudu Derda. Menekşeleri okşaya okşaya...
Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar? Onlar ne olacak? Onlar da, göğüslerinde bir et parçasıyla, canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da, yaşamak demeye devam edecekler.