Ben de ülkemden nefret ederek ayrımıştim ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkân yoktu. Ağaçlar, bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik. Sürgünün en kötü yanı da buydu. Doğaya aykırıydı sürgün. Bu yüzden hepimiz perişan olmaya
yazgılıydık. Mutlu sürgün yoktu ve olamazdı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Galiba ask, utanç duyusunun ortadan kalkması demek. İki kişinin birbirine karşı hiçbir seyden, hiçbir düzeysizlikten
utanmaması demek...Filiz'le birbirimize öyle cümleler kullanıyorduk, öyle sözler söylüyorduk ki bir üçüncü kişinin bunları duymasına dayanamazdık.
Başını sallayarak dinliyordu beni, Başka hiçbir tepki vermiyordu. "Eğer politikacılar bu kadar iğrenç olmasalardı!' diye tekrarladım. "Mercimek kadar beyinleriyle ülkeyi mahvetmeseler, toplumun doğal dengelerini bozmasalardı. Muazzam salaklıklarına bakmadan toplum mühendisliğine soyundular ve ülke elimizden kayıp gitti."
Hırıltılı bir sesle "Nefret ediyorsun bu adamlardan, değil mi?" diye sordu.
"Evet" dedim. "Hem de öldüresiye nefret ediyorum."