Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bu öykü insanları delirtsin diye değil, delirmekten kurtarsın diye yazıldı ve işe yaradı da."
"Ne diye bayıldı ki bu adam şimdi? Ne yapalım, bayıldı işte, hem de duvarın hemen önüne, yolumun üzerine! Her geçişimde üzerinden sürünmek zorunda kaldım!"
Bu iki alıntı benim ilk Charlotte Perkins Gilman deneyimimin özeti gibiler. Deliliği ve hayaletleri birer niteliğe, sebebe bağlayan yazar, bu sebebi genellikle feminizm olarak seçmiş. Zaten kitabın açılış hikayesi olan Sarı Duvar Kağıdı'nda da dönemin kadınlarının bastırılmış yaşam tarzlarına dair bolca ayrıntıya rastlıyoruz.
Yazarın kalemine yakıştıracağım isim ise "akışkan" olur. Halüsinasyonlar halinde geçen öyküleri öylesine tempolu, öylesine basit ve anlaşılır cümlelerle -ki o dönemin yazarlarında zor rastladığım bir özellik- diziliydi ki bir oturuşta bitirilecek eserlerden.
Kitabın yaklaşık 400. sayfasından sonra 1-2 dakikalık bir dalgınlık yaşadım. Duygusal alışkanlıkları çabucak aşmak mümkün olmasa da bu dalgınlığım sırasında pek de değer vermediğim gündelik uğraşlarıma çokça kıymet yükler oldum. Çünkü Dune Tanrı İmparatoru zorlu yollardan olsa da beni bu duygularla çevreledi. Çünkü insan olamamaktan yakınan yüce karakterlerle dolu, Tanrı'nın bile ağladığı bir kitap. İşte bu sebeple de serinin 4. kitabı da diğerleri gibi asla bir başka kitaba benzemiyordu.
Öte yandan Dune'un gerçek anlamda yaşayan bir gezegen olduğunu en çok 4. kitapta hissediyoruz. Gezegenin coğrafyası ve coğrafyanın etkisi dolayısıyla insanların davranış tarzı öyle büyük bir sıçramayla değişmiş ki, ilk 150-200 sayfayı yine, yeni düzene ayak uydurmaya çalışarak geçiriyoruz. Kitap zihinleri canlı tutmayı tekrar başarıyor. Bu başarının bir diğer maddesi de Siona, Hwi, Moneo ve hatta değişim geçirmiş Leto gibi bir dolu yeni karakter. Frank Herbert karakterlerini harcamakta ve yerlerine yenilerini, üstelik çok çok farklılarını koymakta hiç korku duymamış. Bu da benzeri uzun serilerdeki saplanmışlık hissiyatını siliyor.
"Serinin diğer kitapları kesin ıvır zıvırla doludur" gibi bir görüşe kapılmayıp devam ettiğim için çok memnunum. Fark ettim ki sadece bölüm başlarındaki zeki alıntıların derlemesi için bile okumak isterdim.