Hikaye de o kadar güzel detaylar, gerçekler, kurgular dönüyor ki, en son buranın sonu nereye bağlanıcak sorusu sona doğru mitolojik bir biçimde cevabını bulması kitaba bayılmama neden oldu.
(Spoiler!)
Puan kırmamın sebebi de en başta ki hikayenin diğerine göre daha az altının doldurulması oldu. O ana karakterimiz gibi giriş yapan adam kimdi ? Babasının yaşattığı varlık parametresi nasıl olmuştu ? Bu tamamen kurmaca mı yoksa Pan gibi mitolojik bir tanrının varlığı ile mi gerçekleşmişti ? Şahsen bu konuda gemide ki fotoğrafçı abimizin açıklamaları yetersiz olmuş gibime geldi.( Belkide yeterlidir.) Kısacası ilk hikayenin vuruculuğu üzerinde durulması, küçük bir çocuğun saçma yetilerine kıyasla daha isabetli bir karar olurmuş görüşündeyim.
İki ve KeçiMehmet Zaman Saçlıoğlu · İş Bankası Kültür Yayınları · 201049 okunma
Üslübüm yok bari farklılık yapıp bir şeyler yakalayım denmiş bir kitap bana göre. Anlatım tekniği ve konunun önceden verilmiş(Başlıkta bile) olması bunun örnekleri. Olayın basitliği ise ayrı muamma, doğumuzda yaşansa he diyip geçilebilecek bişeyin, Güney Amerikada yaşanınca bir klasik olması ve Nobel ödülü alması garip. Kısacası berbat bir roman.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Bu kitap bana gerçek hayatın basitliğini, düşlerin ise güzeliklerini gösterdi. Kitabın içindeki betimlemeler ve yazı tipi o kadar iyi ve özgün ki okurken sıkılmıyor insan. Hikayesi de bi o kadar güzel.
Bir gün dağ başında uyanan ve tayfasını arayan(halbuki daha sonraları bilhassa kendisini arayacak olan)denizci bir kazazedenin öyküsü. Köye ilk geldiğinde kendi kişiliğini yeniden yaratma mottosuyla başlasa da; kendisine yazılan mektuplar, anımsadıkları, düşleri bunun önüne geçiyor ve (dediği gibi)kendisine yeni bir yol çiziyor. Bu yolun çizilmiş bir yol olduğunu müfettiş geldiği zaman anlıyoruz. Halit'le yaşadıkları ve düşledikleri de güzel bir tarafı kitabın, sırf zaman öldürmek için yaptıklarının, kitabın sonunda mükemmel bir düşün gerçeğe dönüştüğünü görüyoruz.
Tamamıyla mükemmel ve okunması gereken bir kitap. Yazar da resmen bana laf sokarmışçasına(ve bunu belirterek), bu tarz kitapların sadece büyük yazarların elinden çıkmadığını göstermiş oldu.
Kitap okumaya biraz ara vermiştim. O yüzden kitabı geç bitirdim ve diyorum ki, keşke bitirip ara verseydim çünkü çok güzel bir hikayesi var. Yine Dostoyevski ve yine sefil bir adam. Kitap resmen Temel'in fıkralarına benziyor; Bir Fransız, bir Rus, bir İngiliz Almanya'da ne yapıyor? Bunun merakı bile okumaya yeter. Kitaptan puan kırma sebebim, sonunun tatmin etmemesi idi.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma