Mehmet yıldırım

Çakal Kelly, suratı bembeyaz Şerifin yanında duruyordu Şerif “seni hapse atıyorum” dediğinde Çakal başını kaldırıp yalvardı Ah, bana toprak ver,yıldızlı gökyüzünün altında geniş topraklar Beni tel örgülerin ardına hapsetme Atımı, sevdiğim vahşi kırlarda sürmeme izin ver Beni tel örgülerin ardına hapsetme Bırak kendim olayım, akşam melteminde Ve dinleyin kavakların mırıltısını Beni sonsuza kadar sür istersen ama senden ricam Beni tel örgülerin ardına hapsetme.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sanki gerçek yaşamınız, bir yerlerde dondurulmuş halde duruyormuş gibi. Bir aracımız olsa oraya gidebilirmişiz ve size tanıdık gelen şeyleri bana tek tek gösterebilirmişsiniz gibi .
Sayfa 48·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
O sergiye gitmek, zihnimde bir kazı yapmak gibiydi. Sanki yanlışlıkla büyük bir enerji hattını deldim ve herşey fışkırmaya başladı.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Alacakaranlık yaklaştıkça çığlıkları yükselen rüzgarın bizi giderek daha da korkutması….
Sayfa 21·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Kendine güvensizliği öyle güçlüydüki onun değerli olduğunu gösteren şeyler bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu. Olumlu olan ne varsa hepsi elekten akan su gibi üstünden kayıp gidiyordu.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı