Meyra

Meyra
Şimdilerde uzaklarda, okur,çizer,gezer biri..
Lisans
Buenos Aires
7 Ekim
80 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yeşili nasıl bilirsin?
Gitmek istediğim yere bir an önce ulaşmak bir sonuçtu.Yolculuktayken yaşadıklarıma değil ,sadece ulaşmam gereken noktaya odaklanırdım. Yürümediğim kadar yol yürür oldum artık.Her akşam adım sayardaki rakamları karşılaştırıp, bir sonraki yürüyüş için kendime meydan okudum. Zamanında meydan okumadıklarıma inat ben yine kendimi seçtim. Kendi kendime rakip oldum,bazen kendime düşman.Kendime haksızlık ettiğim çok oldu benim, bazen de pişman oldum. Pişmanlıklarımı yükleyip sırtıma ,vicdanların kapısında buldum kendimi. Sevgi dilendim o vicdanlardan,hep o kapanmayan yaradan bahsedip merhamet istedim. Kalbimde olanı sundum etrafıma, bazen gül bazen dikendi. Canım yandığı kadar acıttım canları. Bir seçenekti can yakmamak halbuki.Denizin ortasına demirleyen tekneden ilk atlayan ben oldum hep. Açık denizde yüzmekten korkmadım hiç.Ayağıma dokunan balıklar korkutmadı beni ,yanımdaki dost dediğim insanlar kadar. Hayattan aldığım sinyallerin bana verdiği yetkiyle ilerleyebildim kendi yolumda. Önümdeki ağaçlı yolları geriye dönüp bakmadan keyifle geçebildim o zaman. Göz alabildiğine yeşil , göz alabildiğine ormandı yollarım. O yürüdüğüm yollarda ağaçlar tuttu kollarımı, sarmaşıklar açtı yollarımı, çiçekler ışık oldu yoluma. MEYRA
Reklam
“Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.”
Sayfa 238·Kitabı okudu
Beyazdı düşler
Tam bir yıl boyunca hiç kış görmedim ben.Halbuki kışı severim derim hep. Yaz aylarının beni yorduğu aydınlanmasına çocukken ; ekmek almaya gönderildiğim bakkalın bayırını çıkarken eriştim. Bizim neslin sipariş kuryeleriydik biz. Camdan seslenilmiş adımızla koşa koşa gidip alırdık siparişi. Bahşişimiz bile vardı. ‘Paranın üstüyle kendine bişeyler al’ cümlesinin verdiği heyecanla yaz gününde tırmandığım bayırda vermiştim kararımı. Yaz ayları bana göre değildi. Bakkala gitmek için yarım bıraktığım oyunlarım gelir aklıma yazın. Sahi bizden sonra kaç nesil daha oynadı sokaklarda özgürce. Hatice teyzenin yemek suyuna batırıp verdiği ekmeğin lezzeti yok hiç bi yemekte. Mahalledeki Kemal’in ‘annee! yağlı,ballı ekmeeek’ diye evlerinin önünden annesine seslenişi gibi seslenen çocuklar yok artık. Kemal’in yarım ekmek arası yağlı ballı ekmeğinin beyazlığı geliyor gözümün önüne. Yarım beyaz ekmek içine beyaz bir margarindi sanırım ve üstünden biraz gezdirilmiş bal, tost edilmiş şekilde yerdi Kemal. Bembeyaz tenlerimizle akşama kadar simsiyah olurduk. Bulunduğum ülke,konumundan sebep kış mevsiminde. Acı ayazı gözleri sulandıran cinsten. İçimdeki beyazsa yaza değil , siyaha dönen tişörtüyle o çocukluğa hasret. Üstümdeki beyaz polarıma takılıyor gözüm. Hıdırellezde ,mahallede yakılan lastikten bir kere atlasam simsiyah olur hemen diye geçiyor içimden. Çocukluğun bembeyaz düşleriyle heyecanlanıyorum. MEYRA…
İçimde bir mavi!
Bizi biz yapan şeyler oluşturuyormuş renklerimizi. Bunu anlamam bi 8 ayımı aldı. ‘Benim ne işim var burda?’ diye durup , sağıma soluma baktığım çok sokak var bu ülkede. Durup baktıktan sonra derin bir nefes alıp ilerliyorsun mecbur hayatın içine.O aldığım derin nefes bi boşluk daha açıyor her seferinde.Onuda kapatırım renklerimle sorun o değil ama kendimi ve içimdekileri anlatmak isteği ‘aman boşver şimdi’ diye diye körelmiş durumda. ‘Bi kedi sevsem kendime gelirim’ diyorum hep.Özlüyorum kedilerimi.Onlara dokunabiliyor olma lüksüne sahip olduğum anları özlüyorum.Bir kedi tarafından çok güzel sevilmiştim 8 yıl boyunca.Beni sevdiğinde hep maviydi o. Mavi gibi kaplardı içimi. Maviliklere uçmadan önceydi.Bir renk ekledim geçmişten bugünüme, zemindeki tekdüzeliğe kafam çok takılmıştı zaten. Aitlik hissetmediğin o yerden durup arkana baktığında, geride bıraktığın renklerden izler görebilirsin. Hangi renge tutunursan; o gün ,o renge hasretsin. MEYRA…
Ne renksin ?
Kalabalığın içindeki yalnızlığı iliklerime kadar hissediyorum.. Küçük bi şehirde doğdum ve sonrasında yaşadığım şehir daha da küçüktü.Dışarı çıktığımda hiç insan kalabalığının yorgunluğunu yaşamadım mesela. Yürürken üstüme gelen insanlar yüzünden yolumu değiştirme gereği bile duymadım çoğu zaman çünkü herkes yolda rahatça yürüyebiliyordu.Şu an yaşadığım ülke ise hayatımın otuzaltı yılını yerle yeksan edecek büyüklükte bir metropol. Burada yaşamak zorunda olmanın getirdiği yükümlülüklerle alışmaya çalışma sürecimin 8. Ayını bitirmiş bulunuyorum. Alıştım diyorum ama tanımadığım sokaklara her girdiğimde ‘hemen eve gitmem lazım’ hissinden hala kurtulabilmiş değilim. Kendimi sokaklara çıkıp kaybolma konusunda ikna etmeye çalışıyorum.Her seferinde ‘kaybolsam ne olabilir ki ,konumdan her yeri buluyorum’ diye yola çıkıp,sanki geldiğim yerlere işaret koymuşçasına karşı kaldırımdan gitmeye bile cesaret edemiyorum. Dilini öğrendiğim bu ülkenin insanlarıyla konuşurken ‘acaba yanlış bir kelime kullandım mı, kendimi anlatabildim mi’ diye düşünmekten sosyal enerjimi bile bitirmiş durumdayım. İçimdeki boşluğun ağırlığından sebep iki cümle nakşedeyim istedim. Kapatırım belki o boşluğu birkaç renkli cümle sarfedersem. Nakşettiğim zemin pek renkli değil henüz. Birbirine uyan renkleri bulmada hep zorlanırım zaten. Hayatımın bir döneminde renk körü olduğumu bile düşünmüştüm ama bu renkleri kullanmama hiç engel olmadı. Zemin ne renk olursa olsun; ne görüyorsan, o renk olursun. MEYRA..
Reklam