Bu kitabı ne zaman aldığımı ve okuduğumu hatırlamıyorum. Tek hatırladığım, İzmir'de bir metro istasyonu kitapçısında görüp, içeriğine bakmadan aldığımdı. Başta olayları ve karakterleri pek anlayamamıştım, meğer bu kitabı anlamak için önce kendi hayatımı anlamam gerekiyormuş. Kitabı okuduktan yaklaşık olarak bir sene sonra, her ağladığımda kitaba sarılarak uyuduğumu fark ettim. Beni hep kendine bağlayan bir karakter vardı, Yosun...
Yosun'un düşünme tarzı, aklına taktıkları ve hayatı bakış açısı. O küçük penceresinden, büyük dünyaya bakmaya çalışmamıştı sadece kendine yetene sarılmak istemiş ve bunun için çabalamıştı. Tek istediği annesinin ilgisi olan bu kız beni kendine çok bağlamıştı. Kitapların ruhu vardır sözüne inanmamı sağlamıştı ve en kötü zamanlarımda sayfalarında ağlamama izin vermişti. O yüzden tamamen ruhunuza ve hayatınıza dokunmasına izin vermeden bu kitabı anlamayı beklemeyin. Bırakın ruhunuza, turuncu ve mavi boyalar akıtsın :) Ölüme Fısıldayan AdamBüşra Yılmaz