... Sarayın kapısında içeri girmeyi bekleyenler, beklerken ağlayanlar, ağlarken titreyenler... Umutlar, hüzünler, heyecanlar, sorumluluklar...
Ve bir gün, dev gibi bir adam, sarı saçlı, deniz gözlü...
Gün batımında bahçede kahvesini yudumlarken kapalı kapıları ve pencerelerime baktı, baktı ve kelimesi kelimesine '' Güneşe hasret bir efsunlu güzel! '' dedi. Sonraki yıllarda her gelişinde onu bir güneş diye istikbale çıktım... Güneşin koynumda battığı ve bir daha doğmadığı 10 Kasım sabahına kadar...